| Ankara Mahpusu |
|
Taşındım!!!Ey ahali, duyduk duymadık demeyin, peynir ekmek yemeyin! Güzide blog'unuz Ankara Mahpusu, artık blogcu.com'da değil!
Bundan tezi yok, Ankara Mahpusu blogspot diyarında arzı endam eyleyecek! Yeni adres tiz not alına!
http://ankaramahpusu.blogspot.com 23:18 - 30/11/2009 - yorum {yok} - yorum yazÇikolata: Yükselen Kakao FiyatlarıÇikolata sever misiniz? Ben çooooooooook severim! :-)
Bitter, sade, fındıklı, antep fıstıklı... Aklınıza hangi türü gelirse yedim, yiyorum ve yerim! Kısacası, beyaz çikolata hariç, çikolata dünyasına ait ne varsa tüketmeye canı gönülden hazırım.
Ama son günlerde çikolata konusunda pek keyifsizim. İçimdeki dehşet cengiz çikolata yemeğe isteğine karşın güzel çikolata bulmakta zorlanıyorum.
Biraz araştırdım ve kakao fiyatlarının son dönemlerde çılgın şekilde arttığın öğrendim. International Cocoa Organization'ın yayımladığı istatistiklere göre uluslararası piyasada kakaonun ton fiyatı bir önceki yıla göre %33, 2007'ye göre %43 ve sıkı durun 2006'ya göre %55 artmış durumda.
Nestle'yle ilgili bir diğer ilginç noktada sanırım şu, Türkiye'deki üretim kaliteleri ile yurtdışındaki farklı. Dışarıda aldığım Nestle'lerin tadığı ile Türkiye'den aldıklarımın tadı -aynı marka ürünlerde bile- aynı değil...
En üzüldüğüm şey ise hastası olduğum Nestle Damak'ın bile o eski lezzetinden uzaklaşmış olması! :-( 22:24 - 23/11/2009 - yorum {1} - yorum yazAltın Fiyatları Uçuyor!Altın, binlerce yıldır en vazgeçilmez tutkulardan biri olmaya devam ediyor. Ne dolar, ne euro, ne de yen... Sonuçta altın her zaman altın ve son zamanlarda insanın aklını döndürecek bir hızla yükseliyor!Çok değil, 2006 yılında onsu 500 dolar civarından işlem görürken bugün 1.100 dolar civarına ulaşmış durumda. Üstelik, kimi analistler altının uzun vadede 3,500 dolarlara kadar çıkabileceğini öngörüyor! ![]() Altın Fiyatları ve IMF Altının fiyatı ile IMF'nin ne ilgisi var demeyin. Var, hem de çok! Ekonomik darboğaz yaşayan ve hatta çalışanlarının bile maaşlarını ödemekte zorlandığı iddia edilen IMF'nin elindeki altın rezervlerini satışa çıkaracağı uzun süredir yazılıp, çiziliyordu. Nihayetinde, IMF yetkilileri Eylül ayında bir açıklama yaparak 403.3 tonu bulan altın rezervlerini satacaklarını açıklamıştı. İlk büyük alış geçen gün gerçekleşti. Hindistan Merkez Bankası, 200 ton altını yaklaşık 6,8 milyar dolar karşılığında IMF'den satın aldı! Kalan yaklaşık 200 ton altının diğer merkez bankalarına ya da piyasaya satılacağı söyleniyor. Küresel finansal krizle birlikte bir anda değer kaybeden hisse senetleri, para birimleri derken insanlar daha "somut" ve "güvenceli" gördükleri altına tekrar daha çok yatırım yapmaya başladı. Yerli piyasada Cumhuriyet altını, bilezik ekseninde "altın kaç lira olacak?" derken, diğer taraftan yüzlerce ton altın el değiştiriyor. Bu aralar, küresel altın piyasasına dikkat etmekte faydar var! :-) Grafik kaynağı: The Economist 17:03 - 3/11/2009 - yorum {yok} - yorum yazAnkara'da Fotoğraf KursuUzunca bir süredir, fotoğrafcılık kursuna gitmeyi planlıyordum... Bu ara niyetim iyice depreşti. Internet'te kısa bir arama tarama faaliyeti yaptıktan sonra aşağıdaki yerleri buldum:- FSA - AFSAD - ANKSOD - Dijital Akademi (kısaltma kullanmayan tek yer! :) - FSK Hangisi daha iyi detay bir araştırma yapayım diyorum.... Gerçi diyorum demesine de hiç zamanım ve halim yok... Fikri olan var mı? :-) 18:50 - 2/11/2009 - yorum {1} - yorum yazFenerbahçe Galatasaray Derbisi 25 Ekim 2009, Pazar. Bir başka Fenerbahçe -Galatasaray derbisinin yaşanmasına sadece saatler kaldı...Bu sene de sezonu pek takip ettiğim söylenemez. Hatta sevgili takımım Fenerbahçe'nin neler yaptığını bile bilmiyorum... Aslında, benim Fenerbahçe sevgimi belirleyen temel faktörlerden biri Galatasaray'dan hoşlanmıyorum oluşum... İşte Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki derbiyi dünya çapında bir olay haline getiren de bence bu zıtlık. Fenerbahçe ile Galatasaray o denli birbirine zıt ki, bu aykırılık her iki klüp için de bir çekim merkezi yaratıyor. Fenerbahçe olmadan Galatasaray ve o olmadan da Fenerbahçe düşünülemez bile... Bu arada, bu derbinin bu denli büyük bir ilgi ve tahrip gücüne sahip olması Beşiktaşlı dostlarım kusura bakmasın ama Beşiktaş'ı otomatikman üçüncü klüp haline getiriyor. Birinci Fenerbahçe mi yoksa Galatasaray mı bilemem; ama üçüncü kesinlikle Kara Kartal... 08:38 - 25/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazPepperMiLLPepperMiLL, Ankara tabanlı bir restorant zinciri. Emek, Cepa ve Çayyolu'nda olmak üzere 3 tane şubeleri var. 20:09 - 24/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazDistrict 9
12:35 - 22/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazBolu Mangal Keyfi Eğer her çocuk köfte-makarna ikilisini sever tezi doğruysa, sanırım dev bir çocuğum!Ankara'daki tüm köftecileri tavaf etmek gibi bir huyum olduğu için arkadaşlarımdan sıkça duymaya başladığım Bolu Mangal Keyfi'ne gitmemek gibi bir durum söz konusu dahi olamazdı! Aslında, taş yerinde ağırdır sözüne çok inandığımdan olsa gerek bir yerin adını başka bir yerde kullanarak iş yapan açıkgözlerden pek hoşlanmam. Ankara'da "Taksim" diye ıslak hamburgerci, "Tokyo" diye sushici ya da ne bileyim "Bodrum" adını kullanarak lokmacı açmak bana mantıklı gelmiyor. Tamam, müşteri korelasyon kuracak ama ucuz duruyor işte... Neyse, uzun sözün kısası, eğer arkadaşlarımdan buraya git diye bir tavsiye gelmeseydi sırf adından dolayı es geçerdim sanırım.Bolu Mangal Keyfi, adı üzerinde mangal ağırlıklı menüsü olan bir restorant. Sade bir dekor eşliğinde köfte, biftek başta olmak üzere mangal yemekleri sunuyorlar. Köftesi ne çok iyi ne de kötü. Güzel bir orta ayar tutturmuşlar. Et kalitesi o fiyata oldukça güzel. Sadece, bazı günlerde biraz yağlı gelebiliyor köfte. Çalışanlar güler yüzlü. Ancak, özellikle öğle ve akşam yemeği saatlerinde çok kalabalık olduğunda çalışanların çıldırmak üzere oldukları her halinde belli. Üstelik, ustalarıyla da konuştum anormal mesai saatleriyle çalışmaya mecbur bırakılıyorlarmış. Eğer işletmecileri uzun soluklu bir başarı yakalamak istiyorlarsa çalışanların aşırı yorulmamasına özen göstermeleri lazım. Yoksa bu yorgunluk mutlaka müşteriye hem de olumsuz olarak yansır. Unutmadan, Bolu Mangal Keyfi oldukça ucuz! Fiyat-kalite olarak kıyaslarsanız gerçekten de çok iyi bir alternatif. Ceyhun Atif Kansu Caddesi No: 72 Balgat, Ankara 312 - 287 6 622 - 285 2 277 Ankara Mahpusu'nun notu: 6/10 22:26 - 21/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazNefes: Vatan Sağolsun Levent Semerci'nin yönettiği Nefes: Vatan Sağolsun filmi nihayet beyaz perde ile buluştu!Film, uzun süredir merakla bekleniyordu. Zira, fragmanları Internet üzerinden milyonlarca kez izlenerek büyük bir sükse uyandırdı. Bu yoğun ilginin ardında Güneydoğu'da yaşananların doğrudan silahlı mücadele kısmına yoğunlaşan bir yapımın olmasınin tabii ki büyük payı vardı. Ama Nefes'in başarılı fragmanları bence insanların ilgisini tetikleyen asıl faktördü. Levent Semerci'yi kutlamak lazım, gerçekten de insanda filmi izleme isteği uyandıran birbirinden güzel fragmanlar çekmiş. Şahsen, ben filmin fragmanlarını izledikten sonra Nefes'i izlemeyi kafama koymuştum. Benim açımdan, filmi merakla beklememin bir diğer nedeni ise Levent Semerci ve M. İlker Altınay ile birlikte filmin senaryosunun altında imzası bulunan Hakan Evrensel'di. Hakan Evrensel, Güneydoğudan Öyküler isimli kitabında 1990'lı yılların başında bölgede yaşanan çatışmalara ilişkin çok çarpıcı öyküleri bir araya getirmiş eski bir asker. Açıkçası, Güneydoğu'daki mücadeleyi anlatmayı hedefleyen bir filmin senaryo ekibinde, bölgede savaşmış ve üstelik bu konuda kitaplar yazmış bir eski askerin yer alması bence çok önemli... Peki film nasıldı? Öncelikle, fragmanların beklenti seviyemi çok yükseltmiş olduğunu filme girer girmez anladım... Fragmanlar, belgesel tadında çekilmiş, çok gerçekçi bir film vaad ediyordu. Aslında, Nefes gerçekten de yer yer belgesel tadını verebilen bir eser olmuş. Ancak, filmin geneli ne yazık ki fragmanlardaki kadar "hakiki" ve "samimi" olamamış. Nefes, Karabal isimli 2365 rakımlı bir zirvede bulunan karakolda bulunan 40 asker ile onların komutanı Yüzbaşı'nın öyküsünü anlatıyor. Buzzati'nin Tatar Çölü'ndeki Teğmen Drago'sunu anımsatır şekilde Yüzbaşı da karakoluna gelecek olan saldırıyı beklemeye koyuluyor... Bu sırada da hem kendisinin hem de askerlerinin sinirleri iyice geriliyor... Kısacası, Güneydoğu sorununa makro bakmak gibi bir kaygısı olmadan, bu sorundan etkilenen bireylerin yaşadıklarına odaklanıyor... Öncelikle, filmin esas karakteri Yüzbaşı'nın ruhsal değişimi bence pek iyi yansıtılamamış. Yüzbaşı'nın bu değişimi daha pastel bir şekilde olsaymış; seyirci filmin içine daha çok girebilirmiş. Yan karakterler ise ne yazık ki çok silik kalmış. En azından bir kaç yan karaktere biraz daha derinlik kazandırılsaymış ya da en azından seyirciye daha çok hitap edebilecek "keskin" özellikleri olan yan karakterler olsaymış, Yüzbaşı'nın başarısızca çizilen portresi daha tolare edilebilir olurmuş. Filmin aksiyon sahneleri Türk sineması ortalamasına kıyasla oldukça iyi. Ancak, bu konuda hala dünya ortalamasının ne yazık ki çok gerisindeyiz bence... Görüntüler benim için fazla "silik" olmakla beraber öykünün anlatmak istediği ortamı başarı ile yansıtıyordu. Müzikler ise zaman zaman öykünün önüne geçmesi dışında iyi sayılırdı. Sonuç olarak; Nefes, karakterlerin oluşturulmasındaki tüm eksiklikleri, fazlaca "edebiyat" kokan monologları gibi handikaplarıyla puan kaybediyor olsa da Türk sineması açısından önemli bir film olduğu kesin. Nasıl ki son 5 yıl içerisinde Güneydoğu'daki mücadeleyi konu alan kitapların sayısında bir artış yaşandıysa, bence Nefes'ten sonra bu alanda pek çok film daha yapılacak... Orada yaşanılanları daha iyi anladıkça, bugünü daha iyi yorumlayıp; geleceğe daha iyi bakabiliriz diye düşünüyorum... Ankara Mahpusu'nun notu: 7/10 01:16 - 17/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazShaun the Sheep
16:18 - 14/10/2009 - yorum {yok} - yorum yaz |
Ana Sayfa Ankara Mahpusu? Site Haritası Arşiv İlham Avcısı Kategoriler
Son Yazılar - Taşındım!!! |