Ankara Mahpusu

Altın Fiyatları Uçuyor!

Altın, binlerce yıldır en vazgeçilmez tutkulardan biri olmaya devam ediyor. Ne dolar, ne euro, ne de yen... Sonuçta altın her zaman altın ve son zamanlarda insanın aklını döndürecek bir hızla yükseliyor!

Çok değil, 2006 yılında onsu 500 dolar civarından işlem görürken bugün 1.100 dolar civarına ulaşmış durumda. Üstelik, kimi analistler altının uzun vadede 3,500 dolarlara kadar çıkabileceğini öngörüyor!
altın fiyatları ne kadar yükselecek?
Altın Fiyatları ve IMF
Altının fiyatı ile IMF'nin ne ilgisi var demeyin. Var, hem de çok!

Ekonomik darboğaz yaşayan ve hatta çalışanlarının bile maaşlarını ödemekte zorlandığı iddia edilen IMF'nin elindeki altın rezervlerini satışa çıkaracağı uzun süredir yazılıp, çiziliyordu. Nihayetinde,  IMF yetkilileri Eylül ayında bir açıklama yaparak 403.3 tonu bulan altın rezervlerini satacaklarını açıklamıştı.

İlk büyük alış geçen gün gerçekleşti. Hindistan Merkez Bankası, 200 ton altını yaklaşık 6,8 milyar dolar karşılığında IMF'den satın aldı! Kalan yaklaşık 200 ton altının diğer merkez  bankalarına ya da piyasaya satılacağı söyleniyor.

Küresel finansal krizle birlikte bir anda değer kaybeden hisse senetleri, para birimleri derken insanlar daha "somut" ve "güvenceli" gördükleri altına tekrar daha çok yatırım yapmaya başladı.

Yerli piyasada Cumhuriyet altını, bilezik ekseninde "altın kaç lira olacak?" derken, diğer taraftan yüzlerce ton altın el değiştiriyor. Bu aralar, küresel altın piyasasına dikkat etmekte faydar var! :-)

Grafik kaynağı: The Economist

17:03 - 3/11/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Doing Business (İş Yapma) Endeksi 2010

Doing Business (İş Yapma) Endeksi 2010
Dünya Bankası tarafından her yıl yayımlanan bir çalışma var, adı Doing Business yani İş Yapma.

Ne mi anlatıyor bu çalışma? Kısaca anlatmak gerekirse, 183 ülkenin iş piyasası düzenlemeleri hakkında veriler toplayarak bu ülkeleri iş yapma kriterlerine göre sıralayan bir çalışma.

Dünya Bankası, bu sıralamaları her bir ülkede iş yeri açma, izin alma prosedürleri, çalışanlara yönelik düzenlemeler, mülk kaydı, kredi alma, vergi ödeme, yatırımcıların korunması, sınırlararası ticaret ve iş yeri kapatma gibi bir takım kriterler hakkında sayısal veri üreterek yapıyor.

Her sene, bu rapora göz atarak en azından Türkiye'nin durumu ne olmuş diye bakmaya çalışıyorum...

Peki, bu seneki durumumuz ne? Açıkçası, pek parlak değil.
2009'da iş yapma açısından 63'ünde sırada yer alan Türkiye, 2010 çalışmasına göre 10 sıra gerileyerek 73'e düşmüş!

Ekonomik hacim açısından dünyanın en büyük 15 ekonomisi arasında yer alan bir ülkenin, iş yapma kriterleri açısından böylesine düşük bir noktada olması, aslında işsizliğin neden bir türlü düşmediğini de anlamamıza yardım edebilir!

Bırakın iş açmayı, açıp da kapatmak istediğiniz bir iş yeri bile başınıza bela bizde. İş yeri kapatma açısından ülkemiz tam 121. sırada yer alıyor!!!

İş yeri açmak, işletmek ve hatta kapatmak dahi bu derece zor olan bir ülkede girişimci olmak, iş yeri açıp istihdam yaratmak da haliyle deli cesareti istiyor...

Umarım seneye bir parça olsun daha üst sıralarda yer almamızı sağlayacak düzenlemeler yapılabilir...

Doing Business çalışmasının Türkiye'ye ilişkin özet bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz.

Doing Business'ın özet PDF dökumanını ise buradan indirebilirsiniz.


05:51 - 11/9/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Küresel Kriz ve Türk Ekonomisi

Küresel Kriz ve Türk Ekonomisi
Dünyanın 15., Avrupa'nın ise 6. büyük ekonomisi: Türkiye...
Bu veriler, bütün olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin ekonomik anlamdan ne derece büyük bir hacme ulaştığının önemli göstergeleri.
Eğer tezgahaltı olarak adlandırılan kayıtdışı ekonomiyi de bu rakamlara ekleyecek olursak ortaya çıkacak olan hacim kuşkusuz çok daha büyük olacak. Çünkü OECD, Dünya Bankası gibi kuruluşların da kabul ettiği üzere Türkiye'de ciddi bir kayıtdışı ekonomik aktivite söz konusu.

Böylesine büyük bir ekonomi ciddi bir ekonomik kriz döneminden daha geçiyor.
Aslında, 1994 ve 2001 ekonomik krizleri hala hafızalarda olduğu için memleketçe krize karşı bir aşinalığımız yok değil.
En kötü kriz durumlarında dahi soğukkanlı oluşumuz biraz da bu yüzden sanırım...

Kriz Türkiye'yi Ne Kadar Vurdu?
Çokça ve her yerde yazılıp çizildiği üzere Küresel Finansal Krizle birlikte başta Amerikan ekonomisi olmak üzere tüm dünya genelinde çok ciddi bir iktisadi daralma süreci başladı.
Bu daralma doğal olarak Türkiye’de de etkisini gösterdi.
Rakamlara bakacak olursak, 2009'un ilk çeyreğindeki ekonomik daralmalar şöyle olmuş:

- Avrupa Birliği (-%2,1)
- OECD (-%2,5)
- TÜRKİYE (-%13,8)

Görüleceği üzere, Türkiye çok ciddi bir küçülme yaşamış. Peki neler oldu ekonomimizde?

İhracat azaldı. Talep de daralma yaşandı. Yurtdışından Türkiye’ye yönelebilecek kaynaklar azaldı. İşsizlik arttı.

Şu an, pek çok yerde telafuz edilen krizi atlattık, faizler de çok düşük, döviz bol, oh hayat bakın tekrar güzel söylemleri bence çok gerçekçi değil.
Ben, Türkiye'nin kriz ortamından çıkışında eskiye doğru pat diye bir dönüşün söz konusu olmadığına inaniyorum.
Yan, V tipi bir toparlanmadan ziyade geniş bir U’dan bahsetmek daha mantıklı.

Toparlanmadan Kasıt Ne?
Bence, toparlanma ancak şu kriterlerin sağlanması ile olmuş olur:
Yurtiçi gelirlerin artması, istihdamın artması, orta sınıfın gelirlerinin yükselmesi, yurtiçindeki tasarruf ve tüketim olanaklarının artması.
Yoksa, borsa endeksi yükselmiş, bankaların karı yüzde bilmem kaç artmış? Bana ne? Bize ne? Türkiye'de yaşayan insanların hayat kalitesi ne kadar artıyor bu değişkenler iyileştikçe??

Küresel Finansal Kriz ile ilgili kesin yorumlar yapmak için bence erken bir dönemdeyiz.
Piyasalardaki daralmanın ne boyutta olacağı ve ne kadar süreceği henüz belirsiz.
Kesin olarak görünen bir şey varsa, o da şu:
Batı ekonomilerindeki bireylerin tasarruf, Doğu ekonomilerindeki bireylerin harcama eğilimi göstermesi bekleniyor. Türkiye’de ihracata dayalı bir büyüme modelinde zorluklar yaşanabilir.

Özetin özeti...

TÜRKİYE, şu aşamada, küresel finansal krizden dolaylı olarak etkileniyor (ülkemizde toksik yatırım olmadığı için); ancak gözden kaçsa da kendi ekonomik krizimizi de yaşıyoruz.
Uluslararası likitide de ciddi ve ani bir daralma yaşanması durumunda mevcut krizin TÜRKİYE’ye olan etkisinin boyutu ve/ya derinliği dramatik şekilde artabilir.
Eğer yurtiçinde ve dışında ciddi bir olumsuz gelişme olmaz ise benim kişisel tahminim 2010’un ilk yarısından itibaren toparlanma başlayabilir...

11:31 - 25/8/2009 - yorum {2} - yorum yaz


Küresel Finansal Kriz

Küresel Finansal Kriz Nedir?
Şu an yaşamakta olduğumuz ekonomik kriz, mortgage krizi başlığı altında 2006-07'den itibaren gündememize girmeye başladığından bu yana neredeyse 3 yıl geçmiş... Bu süre zarfında, subprime krizi, kredi daralması krizi gibi adlar altında da tanımlanan kriz artık hemen hemen tüm dünya genelinde Küresel Finansal Kriz adı altında tanımlanıyor.

küresel finansal krizÖncelikle finansal kriz nedir? Kısaca tanımlamak gerekirse, para talebinde para arzına kıyasla yaşanan ani yükseliş durumlarına finansal bir ekonomik kriz adını veriyoruz. Finansal krizler, pek çok şekillerde kendisini gösterebilir:

- Bankacılık krizleri (bank run)
- Borsa çöküşleri (stock-market crash)
- Spekülatif balonlar (speculative bubbles)
- Kur krizleri (currency crisis)
- Sermaye kaçışları (capital flights)

Türkiye'de yaşadığımız 2001 krizinde olduğu gibi bu faktörlerin pek çoğunu aynı anda görebilmekte mümkün.

Aslında, dünya iktisat tarihi birbirinden ilginç krizlerle dolu... 1929 Büyük Buhran,
1980  Latin Borç Krizi, 1990  Japon Varlık Krizi, 1994  Meksika Krizi, 1997-8  Asya Krizi, 1998  Rusya Krizi, 2001  Arjantin Krizi. Şu an yaşadığımız Küresel Finansal Krizin en önemli özelliği 1929 krizinden bu yanan tüm dünyayı etkisi altına alan en kapsamlı ekonomik kriz olması.

Kriz Nasıl Ortaya Çıktı?
Ekonomi terminolojisine fazlaca girmeden anlatmak gerekirse, bu kriz belaıyla özetle şöyle karşılaştık:

ekonomik kriz2001-04 yılları arasında Amerikan ekonomisini canlandırmak için faizler hızla düşürüldü. Düşen faizler, artan talep ve yeni fiansal ürünler likiditeyi, bu da varlık değerlerini artırdı. Varlık fiyatlarındaki sert düşüşe rağmen talep canlanmadı.

Bankalar ödenmeyen kredilerden kaynaklanan borçlar için varlıkları satışa çıkarınca fiyatlar iyice düştü.
Yoğun şekilde kredi dağıtmış olan bankalar, alacaklarını tahsil edemeyince finansal yapıları bozuldu. Gayrimenkul tabanlı menkul kıymetlerin değeri belirsizleşti.

Aktifleri donuklaşan finans şirketleri arasındaki para transferleri azaldı (likidite durdu). Sonuç olarak, finansal SİSTEM KİLİTLENDİ ve böylece finans şirketleri batmaya başladı. Güven ortamı zedelendi. Nihayetinde ise, tüketim yavaşladı, piyasalara durgunluk hakim oldu.

Krize Karşı Tedbirler Neler Oldu?
Amerikan konut piyasasında başlayan bu etki, uluslararası finans piyasası işlemleri (“toxic assets” ticareti) ile tüm dünyaya yayıldı.

İlk etapta, hükümetler finans şirketlerine “kredi” enjekte etti(kötü borçlar satın alındı). Ayrıca, talebi canlandırmak için faiz oranları düşürüldü. Diğer yandan, sorunlu şirketler ulusallaştırıldı/satıldı.

mortgage kriziHükümetlerin tüm bu harcamalarının yapmasının altında neden yanıt ise son derece basit, işlerin daha da kötüleşmesi korkusu! Resesyon, iş kayıpları, iflas, yaşam maliyetlerinin yükselmesi> enflasyon-staglasyon KORKULARI onları çok rahatsız ediyor...

Finans piyasalarını ayakta tutmak için verilen destek ve garantilerin GSYH’ye oranı ABD’de %18, Avro bölgesinde 21%, İngiltere’de %69, İrlanda’da %200 düzeylerinde.

İyi Peki de Bundan Sonra Ne Olacak?
Tüm bu yaşananlar, dünya ekonomik sistemi için kesinlikle yeni bir tecrübe!!! Küresel finansal sistemin İLK büyük çaplı krizini yaşıyoruz hep birlikte... Borsa endeksleri düştü. Finansal şirketlerin hisse senetlerinde tarihi düşüşler yaşandı.
Emtia fiyatları geriledi. İşsizlik arttı. (Kasım 2008’de ABD’de 533.000 kişi işini kaybetti, 1974’den bu yana en büyük rakam. İşsizlik oranı ise %6.7’ye çıktı)...

Finansal sistemde başlayan kriz reel sektöre yayılmaya başladı. Koskoca, General Motors'a bile devlet tarafından el konulması, durumun üretim sektöründe de ne vahim düzeylere ulaştığını çok iyi özetliyor aslında...

Kısacası, dünya ekonomisinde düşük faiz ve yüksek likiditenin getirdiği “suni” cennet dönemi sona erdi diyebiliriz.

Küresel finans sisteminin uzunca bir süre yeterli likidite üretemeyeceği gerçeği ortaya çıkınca güven azaldı, şirketler bilançolarını daraltmaya başladı.

Kriz öncesi dönemde, servetteki artış, gelirdeki artışı geçmişti. Gelir, servet seviyesine gerileyecek; ama bir yandan da gelir de gerileyecek!

Tüm bu nedenlerden dolayı, uluslararası finans sistemi sorgulanmaya başladı! Yeni bir denetim-gözetim sistemi kurulacak... Serbest Piyasa Ekonomisi modelinden Kontrollü Piyasa Ekonomisi modeline doğru bir geçiş olması kaçınılmaz gibi görünüyor diyebilirim.

Para ve kredi piyasalarının dengeye ulaşmasına dek (ben diyeyim 2010 başı, siz deyin 2011 başı) zayıf – borçlu – riskli şirketler, kurumlar ya da ülkeler ciddi bir “batma” tehdidi altında olacak...

PEKİ'ler...
Peki, kriz nitti diyebilir miyiz? Dip Noktada mıyız?
Tüketimde canlanma sinyalleri var; AMA krizin dip noktasını tespit etmek çok güç!

Peki bu kriz nasıl sonlanacak?
Dünya ekonomisi bu krizi atlatsa bile, artık 2007 öncesine dönmek mümkün değil. Bol ve ucuz döviz, ucuz kredi, geniş ithalat dönemi kapandı.

Peki krizin uzun vadeli etkileri ne olacak?
- Küresel finans piyasası yeniden yapılanacak.  (Kim bilir belki de yeni bir Bretton-Woods?)
- ABD ekonomisinin çok yüksek dış ticaret açığı vermesi ve bunu da finansal entrümanlarla karşılaması dönemi geride kalacak. ABD ihracata yönelik bir büyüme değil iç talebe, tasaruflara, yatırımlara yönelik genişleme dönemine girecek.

Evet, biraz daha kısa ve daha az terim içeren bir yazı kaleme alma niyeti ile oturmuştum bilgisayarın başına. Ama sanırım hızımı alamadım :-)

Hepimiz için bol şans diyorum! Sanırım, kriz ortamında buna fazlasıyla ihtiyacımız var...

15:31 - 19/8/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa

Ana Sayfa
Ankara Mahpusu?
Site Haritası
Arşiv

İlham Avcısı
Kategoriler

Son Yazılar
- Çikolata: Yükselen Kakao Fiyatları
- Altın Fiyatları Uçuyor!
- Ankara'da Fotoğraf Kursu
- Fenerbahçe Galatasaray Derbisi
- PepperMiLL
- District 9
- Bolu Mangal Keyfi
- Nefes: Vatan Sağolsun
- Shaun the Sheep
- Kitap Önerisi
- TOEFL'a rakip: PTE Academic
- Plansız Ankara
- Venedik'te Bir Gece
- Gizler Çarşısı
- Music Challenge - Facebook Oyunu
- Çiçek Motifi ve Hayatın Hızı
- Devlet-i 'Aliyye
- Northern Exposure - Kuzeyde Bir Yer
- LÖSEV - Elimi Siz Tutar mısınız?
- Google Caffeine