Ankara Mahpusu

Ankara'da Fotoğraf Kursu

Kategori: genel
Uzunca bir süredir, fotoğrafcılık kursuna gitmeyi planlıyordum... Bu ara niyetim iyice depreşti. Internet'te kısa bir arama tarama faaliyeti yaptıktan sonra aşağıdaki yerleri buldum:

- FSA
- AFSAD
- ANKSOD
- Dijital Akademi (kısaltma kullanmayan tek yer! :)
- FSK

Hangisi daha iyi detay bir araştırma yapayım diyorum.... Gerçi diyorum demesine de hiç zamanım ve halim yok... Fikri olan var mı? :-)

18:50 - 2/11/2009 - yorum {1} - yorum yaz


TOEFL'a rakip: PTE Academic

Kategori: genel

Vakti zamanında yurtdışında master yapmayı kafama koyduğum zaman TOEFL ve GMAT maceralarım da başlamış olmuştu... Ha'di TOEFL yine pek problem değildi, göreceli olarak kolay bir sınavdı zira. Ama bu GMAT başıma az bela olmamıştı zamanında! :-)

Eğer eğitim dili İngilizce olan bir okulda okumayı planlıyorsanız, İngilizce bilginizi kanıtlayacağınız iki temel sınav vardır. Amerikan menşeli TOEFL ve İngiliz kökenli IELTS. TOEFL, dünya genelinde daha yaygın olan ve İngilizce sınavı denilince akla gelen ilk sınavdır yıllar yılı... Zaman içerisinde TOEFL önemli değişiklikler geçirdi, sınav yapısı değişti; ama bu hiç bir şey bu sınavı krallık tahtından indiremedi...

Şimdiyse TOEFL'a yeni bir rakip çıkmış durumda: Pearson Test of English Academic ya da kısa adıyla PTE Academic. İngiltere tabanlı Pearson PLC grubu tarafından düzenlenen sınav, şimdiden London Business School ve Yale gibi önde gelen okullar tarafından kabul edilen sınavlar arasına dahil edilmiş durumda.

PTE Academic, TOEFL gibi bilgisayar ortamında ve okuma, yazma, dinleme ve konuşma olmak üzere 4 kısımdan oluşuyor.

Bakalım, PTE Academic, ETS'nin kralı TOEFL'ın tahtını sarsabilecek mi?

15:52 - 11/10/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Plansız Ankara

Kategori: genel

Doğma büyüme Ankaralıyım...
Bununla birlikte çeşitli nedenlerle hayatımın belirli dönemlerinde farklı kentlerde yaşadım. Şöyle bir geriye dönüp de hesaplayacak olursam, 3 farklı kıtada 4 "ev"im oldu diyebilirim...

Fakat, dönüp geldiğim şehir hep Ankara oldu. Ne yazık ki, her geri dönüşte Ankara'yı bir parça daha çirkinleşmiş olarak bulduğumu düşünüyorum...

Bugünkü Milliyet Gazetesi'nin Pazar ekinde İlber Ortaylı imzasıyla yayımlanan "
Ankara plansızlık örneğine dönüştü" başlıklı yazı, işte beni bu çirkinliği bir kez daha düşünmeye itti.

İlber Ortaylı'yı seversiniz ya da sevmezsiniz ama Ankara hakkındaki tespitlerine katılmamak mümkün değil.

Bir merkezi olmayan Ankara, plansızlığa kurban giderek sürekli kan kaybediyor. Üniversiteler ve hastanaler dışında diğer şehirlere kıyasla üstün olduğu çok az saha var. Üstelik, bir kenti kent yapan en önemli bileşenlerden olan kültür ve sanat aktiviteleri açısından da ciddi bir kan kaybı var.

Ankara Mahpusu yani bir Ankaralı olarak, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki "güzelleşme" azmine tekrar kavuşmuş bir Ankara görebilmeyi umutla bekliyorum...

10:41 - 11/10/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Çiçek Motifi ve Hayatın Hızı

Kategori: genel
Çiçek Motifi ve Hayatın HızıÇiçek Motifi ve Hayatın Hızı
Bana hayatın hızını tekrar ve tekrar anımsatan bu çiçek motifi oldu...

Makaleler, notlar, yazılar okuduğum; sunumlar hazırlayıp, toplantılara çalıştığım; bu blogu yazdığım; müzik dinleyip, fotoğraflarıma baktığım; oyun oynadığım ve diğer daha pek çok işi yaptığım bilgisayarımı zaman zaman üzerine koyduğum ve aslında yemek masası olan ama benim bitip tükenmez bir ısrarla çalışma masası olarak kullandığım güzide masamı kaplayan örtüden bir detay, şu an burada gördüğünüz çiçek motifi...

Bütün o saydığım ve de sayamadığım işleri yapmak için gözlerimi bilgisayarımın ekranına odakladığım bitmek bilmez saatler boyunca ben bu motifi hiç görememiştim. Hem de o örtünün bu eve girmesinin üzerinden aylar geçmesine rağmen...

Sonra bir gün, nasıl oldu da bakıverdim bilmiyorum; ama günün tüm karmaşası arasında bu çiçek motifi dikkatimi çekiverdi. Önce bir daha, ardından tekrar tekrar baktım. Hatta bakmakla da kalmayıp, kalktım üşenmeden fotoğraf makinemi çıkarıp yakın plan olarak bir fotoğrafını çektim.

Çektiğim fotoğrafa bakarken, aylar boyunca dikkatimi bile çekmemiş olan bu küçük motifçiğin aslında ne kadar da güzel göründüğüne hayret ettim...

Sonra, hayatın genelinde işe ve de akabinde güce kafayı ne de çok taktığımızı düşündüm... Sevdiğimiz insanlar, huzurlu anlar parmaklarımızın arasından, gözümüzün önünden an be an geçip giderken acaba onlara şöyle dikkatli bir gözle bakabiliyor muyuz?

Şu küçük çiçek motifi bile dikkatlice bakınca böylesine güzel görünürken, en azından sevdiklerimiz için anı yavaşlatmanın bir zararı olmaz sanırım...

05:57 - 30/9/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Kuzey Kalesi

Kategori: genel
Kuzey KalesiKuzey Kalesi
Bazı şeyler vardır, tam olarak ne olduğunu anlamasanız da iyi kötü fikir yürütebilirsiniz.
Ama öyle şeyler vardır ki ya bilirsiniz ya da bilmezsiniz.
İşte "Kuzey Kalesi" bu ikinci gruba giren kavramlardan...

Şimdi, ben size "Kuzey Kalesi" desem, ya hiç bir şey anlamayup "Kuzeyde bir kale mi varmış, ne kalesi?" benzeri şeyler düşüneceksiniz ya da "Aman tanrım, Pilsan'ın meşhur oyuncağı Kuzey Kalesi mi???" diyeceksiniz...

1970 ve 80'li yılların mini mekanik serisinden efsanevi bir oyuncağı idi Kuzey Kalesi.
Bu yüzden, eğer bu yaş grubundan değilseniz ve mini mekanik oyuncaklarla ilginiz olmadıysa Kuzey Kalesi kuvvetle muhtemel sizin için hiç bir anlam ifade etmeyecektir.
Ama benim gibi bu oyuncağın hasretiyle çocukluk günlerini kavurmuş olanlar için Kuzey Kalesi, "ulaşılmaz hazine" kavramı ile eş anlamlıdır!

Orada Bir Kale Var, Gitmesek Deee, Görmesek Deee...
Çocukken mini mekaniklerimle oynamaya bayılırdım.
Mini mekanikler, yurtdışında Playmobil şirketi tarafından üretilen plastikten minik insanlar serisinin Türk versiyonu idi.
Mini mekanik oyuncakları temel meslek grupları üzerine kurgulanmıştı.
Doktorlar,  askerler, müzisyenler...
Tabii ki, en popüler mini mekanikler asker olanlardı ve bunların içinde de en gözde olanlar kovboylar ve Kuzeyli Amerikan askerleriydi.

İşte, bu mini mekanik dünyasının en göz alıcı, en çok arzulanan ve de doğal olarak en pahalı parçası Kuzey Kalesi adı verilen set idi.
Bu sette neler yoktu ki neler!!!
Fonksiyonel bir kale (kapısı bile açılıyor yahu! :-), toplar, askerler, karargah odası...

Çocukluk günlerim, Kuzey Kalesi için para biriktirmeye çalışmak, bizimkileri gidip alsınlar diye ikna etmek, babannesinin Kuzey Kalesi aldığı Volkan'ı delice kıskanmak, oyuncakçının vitrinine gidip Kuzey Kalesi kutusuna hayran hayran bakıp hülyalara dalmakla heba olup gitti...

Çocukluğumun bu harcanmış hali bana özgü sanırdım, ama geçen gün okuduğum bir haber yalnız olmadığımı gösterdi.
Kuzey Kalesi'nin vakti zamanındaki üreticisi Pilsan şirketine yüzlerce insan başvurup "Çocukken Kuzey Kalesi için deli olurdum ama alamamıştım, paraysa para şimdi elimin kiri bana Kale'mi verin!" deyince şirket Kuzey Kalesi'ni tekrar üretmiş!
Ama gelin görün ki, hain kader yakamı bırakmış değil. Ben bu yeni seriden haberdar olduğumda, yeterli talep olmadığından üretimi tekrar durdurmşlar! :-(

Yıllar sonra, Amerika'dayken Kuzey Kalesi hatıralarımın depreştiği bir an Internet'ten bir dünya Playmobil askeri siparişi verip kendi Kuzey Kalemi yaratmaya teşebbüs etmiştim; ama sonuç pek de tatmin edici olmamıştı! :) Ve şimdi öğreniyorum ki, Kuzey Kalesi'ne meğerse ne de çok yakınmışım, ama tekrar kaybedivermişim...

Bana ne! Ben Kuzey Kale'mi istiyorum!!!

Ankara Mahpusu'nun notu: 10/10


09:07 - 10/9/2009 - yorum {1} - yorum yaz


Bağıran muhabirler?!

Kategori: genel
Son dönemde televizyonda haber izlerken dikkatimi çeken bir gelişme var. Televizyon muhabirleri bağıra bağıra konuşarak daha doğrusu tam anlamiyla bağırarak sunuyorlar izlenimlerini. Yahu kardeşim, savaş hattının en önünde olursun da kurşunlardan, şarapnel parçalarından kurtulmak için koşturursun; bu arada nefes nefese kalır bağıra, çağıra zar zor konuşursun anlarım...

Ama, normal bir ortamdayken ne demeye bağırarak konuşursun ki? Sözüm ona sunduğun habere büyük bir adrenalin, coşku mu katıyorsun? Kimi kandırıyorsun?
muhabir
Telafuzları zaten ayrı bir hadise... İçlerinde güzel Türkçe konuşanı oldukça az -neredeyse yok!

Bir de, bir haber seyirciye sunulurken aynı metin en az iki, üç defa kullanılıyor. Evir çevir aynı sözleri söyle. Açıklayıcı, tarafsız bilgi sunan haber neredeyse yok gibi...

Tabii arz-talep dengesi. Televizyon kanalları muhtemelen muhabirlere çok düşük ücretler ödüyor. Bu da otomatikman kaliteyi düşürüyordur...

22:04 - 20/2/2009 - yorum {2} - yorum yaz


Site Haritası - Ankara Mahpusu

Kategori: genel
BALE
Çalıkuşu Balesi

BİLİŞİM
Google Caffeine

DERGİ
Boxer vs. Men's Health

DİZİ
Northern Exposure - Kuzeyde Bir Yer

EKONOMİ
Doing Business (İş Yapma) Endeksi 2010
Küresel Kriz ve Türk Ekonomisi
Küresel Finansal Kriz

INTERNET OYUNLARI
Music Challenge - Facebook Oyunu
Farm Town
Eski Bilgisayar Oyunları
FarmVille

KİTAP
Kitap Önerisi
Devlet-i 'Aliyye
The White Tiger
Amat
High Fidelity
Puslu Kıtalar Atlası
Bin Muhteşem Güneş
Beyaz Zenciler
D&R Tunalı

OPERA
Venedik'te Bir Gece
Öylesine Bir Dinleti
Ankara Opera Sahnesi
Aşk-ı Memnu

SİNEMA
Nefes: Vatan Sağolsun
Shaun the Sheep
Watchmen
Gran Torino
Slumdog Millionaire (Milyoner)
The Curious Case of Benjamin Button - Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
The Wrestler - Güreşçi
Yes Man - Bay Evet
300
Quantum of Solace

SPOR
Sports International Bilkent

TİYATRO
Gizler Çarşısı
İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi
Kırmızı Ev - Müzikli Oyun
Kanlı Nigar - Müzikli Güldürü
Fosforlu Cevriye

YEMEK
Şeker Bayramı ve Likör
Baklavacı Hacıbaba - Karaköy Güllüoğlu
Hüsrev Lokantası
Minna's Hot Spot Bistro
Topaz Restorant
Quick China Bilkent

14:20 - 18/11/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


Bu blog ne anlatıyor?

Kategori: genel

Gecenin sabahla buluştuğu şu dakikalarda yazmaya başladığım bu blog neyin mi nesi? İç sesim!

Evet, sanırım en iyi tanımlama bu olur. Hayatımda olan kavramlar hakkında iç sesim ne diyor bunu anlatacak bu blog. İçimdeki sesin yüksek perdeden konuşması yani.

Neler mi anlatacak bu iç ses??  Yaşamın ta kendisini... Üzerine düşündüğüm, bilgim olan tüm konular burada olacak.

Peki ben kimim? Bunu da iç sesin ayak izlerini takip ederek görmek size kalmış :-)

Ankara Mahpusu

06:24 - 18/11/2008 - yorum {1} - yorum yaz


Ankara Mahpusu

Kategori: genel
Ankara Mahpusu ne?
Bu blog ne anlatıyor?
Gecenin sabahla buluştuğu şu dakikalarda yazmaya başladığım bu blog neyin mi nesi?
Bu blog bizatihi iç sesim! İçimdeki sesin yüksek perdeden konuşması olacak yani...

Neler mi anlatacak bu iç ses?? Düşüncelerim, izlediklerim, okuduklarım, gördüklerim, yaptıklarım... Kısacası, Ankara Mahpusu'nda biraz ondan, biraz şundan ve çokça benden olmak üzere içinde hayat olan her şey biraz yer alacak...

Tabii bu esnada bir gazetenin yazı işleri müdürü, bir derginin genel yayın yönetmeni beni keşfeder de "Ammman Ankara Mahpusu gel bizim için de yaz lütfen!" derse "yok hayır efendim ben blog'umda mutlu mesutum beni karıştırmayın" demem sanırım! :-)
 
Ankara Mahpusu kim?
Peki ben kimim?
İç sesin ayak izlerini takip ederek bunu keşfetmek size kalmış... :-)

Ankara Mahpusu.

04:23 - 1/11/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa

Ana Sayfa
Ankara Mahpusu?
Site Haritası
Arşiv

İlham Avcısı
Kategoriler

Son Yazılar
- Çikolata: Yükselen Kakao Fiyatları
- Altın Fiyatları Uçuyor!
- Ankara'da Fotoğraf Kursu
- Fenerbahçe Galatasaray Derbisi
- PepperMiLL
- District 9
- Bolu Mangal Keyfi
- Nefes: Vatan Sağolsun
- Shaun the Sheep
- Kitap Önerisi
- TOEFL'a rakip: PTE Academic
- Plansız Ankara
- Venedik'te Bir Gece
- Gizler Çarşısı
- Music Challenge - Facebook Oyunu
- Çiçek Motifi ve Hayatın Hızı
- Devlet-i 'Aliyye
- Northern Exposure - Kuzeyde Bir Yer
- LÖSEV - Elimi Siz Tutar mısınız?
- Google Caffeine