|
Küresel Finansal Kriz Nedir? Şu an yaşamakta olduğumuz ekonomik kriz, mortgage krizi başlığı altında 2006-07'den itibaren gündememize girmeye başladığından bu yana neredeyse 3 yıl geçmiş... Bu süre zarfında, subprime krizi, kredi daralması krizi gibi adlar altında da tanımlanan kriz artık hemen hemen tüm dünya genelinde Küresel Finansal Kriz adı altında tanımlanıyor.
Öncelikle finansal kriz nedir? Kısaca tanımlamak gerekirse, para talebinde para arzına kıyasla yaşanan ani yükseliş durumlarına finansal bir ekonomik kriz adını veriyoruz. Finansal krizler, pek çok şekillerde kendisini gösterebilir:
- Bankacılık krizleri (bank run) - Borsa çöküşleri (stock-market crash) - Spekülatif balonlar (speculative bubbles) - Kur krizleri (currency crisis) - Sermaye kaçışları (capital flights)
Türkiye'de yaşadığımız 2001 krizinde olduğu gibi bu faktörlerin pek çoğunu aynı anda görebilmekte mümkün.
Aslında, dünya iktisat tarihi birbirinden ilginç krizlerle dolu... 1929 Büyük Buhran, 1980 Latin Borç Krizi, 1990 Japon Varlık Krizi, 1994 Meksika Krizi, 1997-8 Asya Krizi, 1998 Rusya Krizi, 2001 Arjantin Krizi. Şu an yaşadığımız Küresel Finansal Krizin en önemli özelliği 1929 krizinden bu yanan tüm dünyayı etkisi altına alan en kapsamlı ekonomik kriz olması.
Kriz Nasıl Ortaya Çıktı? Ekonomi terminolojisine fazlaca girmeden anlatmak gerekirse, bu kriz belaıyla özetle şöyle karşılaştık:
2001-04 yılları arasında Amerikan ekonomisini canlandırmak için faizler hızla düşürüldü. Düşen faizler, artan talep ve yeni fiansal ürünler likiditeyi, bu da varlık değerlerini artırdı. Varlık fiyatlarındaki sert düşüşe rağmen talep canlanmadı.
Bankalar ödenmeyen kredilerden kaynaklanan borçlar için varlıkları satışa çıkarınca fiyatlar iyice düştü. Yoğun şekilde kredi dağıtmış olan bankalar, alacaklarını tahsil edemeyince finansal yapıları bozuldu. Gayrimenkul tabanlı menkul kıymetlerin değeri belirsizleşti.
Aktifleri donuklaşan finans şirketleri arasındaki para transferleri azaldı (likidite durdu). Sonuç olarak, finansal SİSTEM KİLİTLENDİ ve böylece finans şirketleri batmaya başladı. Güven ortamı zedelendi. Nihayetinde ise, tüketim yavaşladı, piyasalara durgunluk hakim oldu.
Krize Karşı Tedbirler Neler Oldu? Amerikan konut piyasasında başlayan bu etki, uluslararası finans piyasası işlemleri (“toxic assets” ticareti) ile tüm dünyaya yayıldı.
İlk etapta, hükümetler finans şirketlerine “kredi” enjekte etti(kötü borçlar satın alındı). Ayrıca, talebi canlandırmak için faiz oranları düşürüldü. Diğer yandan, sorunlu şirketler ulusallaştırıldı/satıldı.
Hükümetlerin tüm bu harcamalarının yapmasının altında neden yanıt ise son derece basit, işlerin daha da kötüleşmesi korkusu! Resesyon, iş kayıpları, iflas, yaşam maliyetlerinin yükselmesi> enflasyon-staglasyon KORKULARI onları çok rahatsız ediyor...
Finans piyasalarını ayakta tutmak için verilen destek ve garantilerin GSYH’ye oranı ABD’de %18, Avro bölgesinde 21%, İngiltere’de %69, İrlanda’da %200 düzeylerinde.
İyi Peki de Bundan Sonra Ne Olacak? Tüm bu yaşananlar, dünya ekonomik sistemi için kesinlikle yeni bir tecrübe!!! Küresel finansal sistemin İLK büyük çaplı krizini yaşıyoruz hep birlikte... Borsa endeksleri düştü. Finansal şirketlerin hisse senetlerinde tarihi düşüşler yaşandı. Emtia fiyatları geriledi. İşsizlik arttı. (Kasım 2008’de ABD’de 533.000 kişi işini kaybetti, 1974’den bu yana en büyük rakam. İşsizlik oranı ise %6.7’ye çıktı)...
Finansal sistemde başlayan kriz reel sektöre yayılmaya başladı. Koskoca, General Motors'a bile devlet tarafından el konulması, durumun üretim sektöründe de ne vahim düzeylere ulaştığını çok iyi özetliyor aslında...
Kısacası, dünya ekonomisinde düşük faiz ve yüksek likiditenin getirdiği “suni” cennet dönemi sona erdi diyebiliriz.
Küresel finans sisteminin uzunca bir süre yeterli likidite üretemeyeceği gerçeği ortaya çıkınca güven azaldı, şirketler bilançolarını daraltmaya başladı.
Kriz öncesi dönemde, servetteki artış, gelirdeki artışı geçmişti. Gelir, servet seviyesine gerileyecek; ama bir yandan da gelir de gerileyecek!
Tüm bu nedenlerden dolayı, uluslararası finans sistemi sorgulanmaya başladı! Yeni bir denetim-gözetim sistemi kurulacak... Serbest Piyasa Ekonomisi modelinden Kontrollü Piyasa Ekonomisi modeline doğru bir geçiş olması kaçınılmaz gibi görünüyor diyebilirim.
Para ve kredi piyasalarının dengeye ulaşmasına dek (ben diyeyim 2010 başı, siz deyin 2011 başı) zayıf – borçlu – riskli şirketler, kurumlar ya da ülkeler ciddi bir “batma” tehdidi altında olacak...
PEKİ'ler... Peki, kriz nitti diyebilir miyiz? Dip Noktada mıyız? Tüketimde canlanma sinyalleri var; AMA krizin dip noktasını tespit etmek çok güç!
Peki bu kriz nasıl sonlanacak? Dünya ekonomisi bu krizi atlatsa bile, artık 2007 öncesine dönmek mümkün değil. Bol ve ucuz döviz, ucuz kredi, geniş ithalat dönemi kapandı.
Peki krizin uzun vadeli etkileri ne olacak? - Küresel finans piyasası yeniden yapılanacak. (Kim bilir belki de yeni bir Bretton-Woods?) - ABD ekonomisinin çok yüksek dış ticaret açığı vermesi ve bunu da finansal entrümanlarla karşılaması dönemi geride kalacak. ABD ihracata yönelik bir büyüme değil iç talebe, tasaruflara, yatırımlara yönelik genişleme dönemine girecek.
Evet, biraz daha kısa ve daha az terim içeren bir yazı kaleme alma niyeti ile oturmuştum bilgisayarın başına. Ama sanırım hızımı alamadım :-)
Hepimiz için bol şans diyorum! Sanırım, kriz ortamında buna fazlasıyla ihtiyacımız var...
15:31 - 19/8/2009 -
|
Ana Sayfa
Ankara Mahpusu?
Site Haritası
Arşiv
İlham Avcısı
Kategoriler
Son Yazılar
- Taşındım!!!
|