Nefes: Vatan Sağolsun

Nefes: Vatan SağolsunLevent Semerci'nin yönettiği Nefes: Vatan Sağolsun filmi nihayet beyaz perde ile buluştu!

Film, uzun süredir merakla bekleniyordu. Zira, fragmanları Internet üzerinden milyonlarca kez izlenerek büyük bir sükse uyandırdı. Bu yoğun ilginin ardında Güneydoğu'da yaşananların doğrudan silahlı mücadele kısmına yoğunlaşan bir yapımın olmasınin tabii ki büyük payı vardı.

Ama Nefes'in başarılı fragmanları bence insanların ilgisini tetikleyen asıl faktördü. Levent Semerci'yi kutlamak lazım, gerçekten de insanda filmi izleme isteği uyandıran birbirinden güzel fragmanlar çekmiş. Şahsen, ben filmin fragmanlarını izledikten sonra Nefes'i izlemeyi kafama koymuştum.

Benim açımdan, filmi merakla beklememin bir diğer nedeni ise Levent Semerci ve M. İlker Altınay ile birlikte filmin senaryosunun altında imzası bulunan Hakan Evrensel'di. Hakan Evrensel, Güneydoğudan Öyküler isimli kitabında 1990'lı yılların başında bölgede yaşanan çatışmalara ilişkin çok çarpıcı öyküleri bir araya getirmiş eski bir asker. Açıkçası, Güneydoğu'daki mücadeleyi anlatmayı hedefleyen bir filmin senaryo ekibinde, bölgede savaşmış ve üstelik bu konuda kitaplar yazmış bir eski askerin yer alması bence çok önemli...

Peki film nasıldı? Öncelikle, fragmanların beklenti seviyemi çok yükseltmiş olduğunu filme girer girmez anladım... Fragmanlar, belgesel tadında çekilmiş, çok gerçekçi bir film vaad ediyordu. Aslında, Nefes gerçekten de yer yer belgesel tadını verebilen bir eser olmuş. Ancak, filmin geneli ne yazık ki fragmanlardaki kadar "hakiki" ve "samimi" olamamış.

Nefes, Karabal isimli 2365 rakımlı bir zirvede bulunan karakolda bulunan 40 asker ile onların komutanı Yüzbaşı'nın öyküsünü anlatıyor. Buzzati'nin Tatar Çölü'ndeki Teğmen Drago'sunu anımsatır şekilde Yüzbaşı da karakoluna gelecek olan saldırıyı beklemeye koyuluyor... Bu sırada da hem kendisinin hem de askerlerinin sinirleri iyice geriliyor... Kısacası, Güneydoğu sorununa makro bakmak gibi bir kaygısı olmadan, bu sorundan etkilenen bireylerin yaşadıklarına odaklanıyor...

Öncelikle, filmin esas karakteri Yüzbaşı'nın ruhsal değişimi bence pek iyi yansıtılamamış. Yüzbaşı'nın bu değişimi daha pastel bir şekilde olsaymış; seyirci filmin içine daha çok girebilirmiş.

Yan karakterler ise ne yazık ki çok silik kalmış. En azından bir kaç yan karaktere biraz daha derinlik kazandırılsaymış ya da en azından seyirciye daha çok hitap edebilecek "keskin" özellikleri olan yan karakterler olsaymış, Yüzbaşı'nın başarısızca çizilen portresi daha tolare edilebilir olurmuş.

Filmin aksiyon sahneleri Türk sineması ortalamasına kıyasla oldukça iyi. Ancak, bu konuda hala dünya ortalamasının ne yazık ki çok gerisindeyiz bence...

Görüntüler benim için fazla "silik" olmakla beraber öykünün anlatmak istediği ortamı başarı ile yansıtıyordu. Müzikler ise zaman zaman öykünün önüne geçmesi dışında iyi sayılırdı.

Sonuç olarak; Nefes, karakterlerin oluşturulmasındaki tüm eksiklikleri, fazlaca "edebiyat" kokan monologları gibi handikaplarıyla puan kaybediyor olsa da Türk sineması açısından önemli bir film olduğu kesin. Nasıl ki son 5 yıl içerisinde Güneydoğu'daki mücadeleyi konu alan kitapların sayısında bir artış yaşandıysa, bence Nefes'ten sonra bu alanda pek çok film daha yapılacak...

Orada yaşanılanları daha iyi anladıkça, bugünü daha iyi yorumlayıp; geleceğe daha iyi bakabiliriz diye düşünüyorum...

Ankara Mahpusu'nun notu: 7/10

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !