| Ankara Mahpusu |
|
Venedik'te Bir Gece
Venedikte Bir Gece, çok çapkın olan Urbino Dükü Guido'nun Venedik ziyaretini konu ediyor. 19. yüzyılın son dönemlerinde geçen operette iç içe geçmiş aşk hikayeleri var. Eğer yanlış anımsamıyorsam operetin orijinali 3 perde, ancak Türkçe libretto ile 2 perde olarak sahneleniyor ve 2,5 saat sürüyor. Açıkçası, Strauss'un zengin ve neşeli melodilerine rağmen biraz sıkıcı geliyor bu kadar uzun sürdüğü için. 00:14 - 10/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazÖylesine Bir Dinleti Murat Göksu tarafından yazılıp yönetilen Öylesine Bir Dinleti, Ankara'da Operet Sahnesi'nde sahneleniyor.Didaktik bir şekilde "opera denen hadise nedir?" sorusuna yanıt veren Öylesine Bir Dinleti, opera aryaları, türküler, şarkılar gibi unsurları bir araya getiren bir kolaj. Aslında, pek çok ülkede bu tür eserler var. Opera sevgisini aşılamak, opera nedir sorusuna yanıt vermek için popüler opera eserlerinin harmanlamasından oluşan ve arada da öğretici bilgilerin yer aldığı bu eserler, özellikle çocukları hedefliyor. Öylesine Bir Dinleti'de böyle bir hedef kitle seçilmemiş, opera konusuna kuşkuyla yaklaşan herkes potansiyel seyirci olarak düşünülmüş. Niyet gerçekten de çok güzel. Operanın hor görüldüğü, anlamsız bulunduğu bir ülkede insanlara "opera aslında kötü bir şey değildir" mesajını verecek eserler yaratmak çok akıllıca. Bu açıdan Murat Göksu'yu gerçekten tebrik ediyorum. Gelgelelim, sahnedeki sonuç pek parlak değil açıkçası... Her şeyden önce, oyunun metni çok kötü. Operet Sahnesi'nde izlediğim bir diğer kolaj eser olan Kırmızı Ev gibi Öylesine Bir Dinleti'nin de metni çok ama çok baştan savma yazılmış. Okuma yazması olan ve opera hakkında iyi kötü bir şeyler bilen ya da google'da yarım saat arama yapan herhangi bir kişi oturup o metni rahatlıkla yazar. Murat Göksu, böyle bir metnin altına imzasını atarken rahatsız olmadı mı merak ediyorum doğrusu... Fazlasıyla didaktik, bütünlük anlamı olmayan metnin en çok canımı sıkan kısmı ise agresifliğiydi. Neyin mi agresifliği? Operayı anlamayan ve sevmeyen insanları "tek bir şive" ve "tek bir kültür boyutuna" indirgeyip, ardından da bununla "kendince" dalga geçen agresiflik... Sonra kalkıp "çok seslilikten bahsetmek" ironi değil mi? İnsanlar operayı sevmiyorsa, insanlar operayı anlamıyorsa suç onlarda mı yoksa yıllar yılı bu sevgiyi ve bilgiyi geniş kitelelere ulaştırmayan siz opera sanatçılarında mı? Tamam, kaynaklar sınırlı, ama yapılabilecek o kadar çok şey var ki... Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Internet sitesi üzerinden bu konuda insanları sıkmadan bilgilendirecek dokümanlar vs. yayımlayamaz mı? Öylesine Bir Dinleti tarzında bilgilendirici eserleri -daha kaliteli olmak koşuluyla- daha yaygın şekilde sahneleyemez mi? 2 perdelik oyun boyunca, Figaro'nun Düğünü gibi bilindik operalardan aryalar, sevilen türküler ve Jingle Bells gibi şarkılar sahneleniyor. Açıkçası, ben oyunun yazarı olsaydım, sinema, reklam filmi gibi popüler platformlarda sıkça karşılaşılan "beylik" operalardan bölümlere daha çok yer vererek, seyircinin operaya çok daha sıcak bakmasını sağlamaya çalışırdım. Tabii, bunun yanı sıra, aşırı didaktik metni çok daha yumuşak ve dolaylı bir hale getirir, böylelikle opera ile ilgili daha fazla önyargıyı daha samimi ve zarif bir şekilde yıkmaya gayret ederdim. Son olarak da, oyunun genel kurgusu ve anlam bütünlüğündeki zayıflığı ortadan kaldırırdım... Unutmadan, Murat Karahan'ın performansı alışık olduğuma göre oldukça kötüydü. Bir temsillik bir durum muydu? Yoksa oyunun kötülüğü Murat'a da mı yansıdı bilemiyorum... Sonuç olarak, Öylesine Bir Dinleti bence iyi niyetli ama son derece başarısız bir oyun olmuş... Bu yüzden, opera konusunda iyi kötü bilginiz varsa, kesinlikle sıkılacağınız bir oyun. Ama operaya ilgi duyuyor ama pek bilginiz yoksa gitmenizden bir zarar gelmez. Ya da çevrenizde operayı sevdirmek istediğiniz biri (sevgiliniz gibi :) varsa onu Öylesine Bir Dinleti'ye götürerek birazcık olsun opera sevgisi ve bilgisi aşılayabilirsiniz... Ankara Mahpusu'nun notu: 4/10 10:42 - 17/1/2009 - yorum {yok} - yorum yazAnkara Opera SahnesiAnkara'da "Opera" adında bir muhit, "Opera Sahnesi" adı altında faaliyet gösteren bir sahne var; ama aslında Ankara'da bir opera binası yok!Ankara Opera Sahnesi ya da diğer adıyla Büyük Tiyatro olarak bilinen bina, aslında sergi salonu olarak tasarlanmış. 1933 yılında düzenlenen bir yarışmada birinci gelen Türk mimar Şevki Balmumcu tarafından tasarlanan bina, ilk yıllarında gerçekten de bir sergi merkezi olarak hizmet vermiş. Bu arada, 1937'de Alman mimar Bruno Taut'a bir opera binası tasarlaması fikri götürülse de, ödenek eksikliğinden bu proje hayata geçmemiş. Sonuçta, yeni bir opera binası yapamayan Türkiye, çareyi Şevki Bey'in tasarladığı sergi merkezini bir opera sahnesine dönüştürmekte bulmuş. Böylelikle, Alman mimar Paul Bonatz tarafından bina 1948 yılında bir opera sahnesine dönüştürülmüş. Yıl 2008... Aradan 60 yıl geçmiş durumda ve Ankara hala opera binasına sahip olamamış bir başkent!! Bu hali ile Avrupa ülkelerinde bir benzeri var mıdır bilemiyorum. Ankara Opera Sahnesi, belki çocukluk yıllarıma dek uzanan varlığı ile bende pozitif bir hava yaratıyor. Ama, kabul etmek gerekir ki bir opera sahnesi olarak kabus... Hangi sorunu sayayım bilemiyorum. İlk aklıma gelenler yetersiz havalandırma, kötü akustik, ışıklandırma sorunları ve insanı rahatsız eden koltuklar ve ilkel otopark... Havalandırma yaz, kış sorun. İnsan daha ilk perde başlarken nefes almakta güçlük çekiyor. Zaman ilerledikçe daha da berbat bir hal alıyor durum. Akustik rezalet, bina dışarıdan ses alıyor... Koltuklar, özellikle kolların yaslandığı kısımlar insanı çok rahatsız ediyor. Sahne küçük. Otopark tam bir rezalet. Otopark giriş çıkışlarını gösteren en ufak bir işaretleme yok, zemin özellikle bu mevsimde çamur içinde, araçlara yardımcı olacak tek bir personel göremiyorsunuz, arabanızı park edip de sahneye ulaşacağınız yol yine su ve çamur içinde... Yanlış anımsamıyorsam, binanın 2009 yılında yapılması planlanan onarımı için 2 milyon YTL'lik bir ödenek varmış. O para ile adam akıllı bir tadilat yapılması bence imkansız. 1930'lardan beri yapılamayanın yapılması, yani başkente bir opera binası kazandırılması şart! İmkansızlıkların yarattığı çare ile bu zavallı sahne opera, bale, tiyatro, sinema galası gösterimi olmak üzere aklınıza gelen her konuda hizmet vermiş ve aradan geçen uzun yıllara rağmen vermeye de devam ediyor. Halbuki her bir sanat dalı için özel yapılmış gösteri merkezleri bu şehre ne büyük estetik ve coşku katabilir... Seul Opera Binası, Sydney Opera Evi gibi bir şehirle, bir kültürle özdeşlecek tarzda orijnalliği olan ya da Viyana Opera Binası gibi klasikleşmiş bir opera binasına umarım ki Ankara da günün birinde sahip olur... Böylelikle bu bozkır kenti biraz olsun yeşillenmiş olur... Ankara Mahpusu'nun notu: 4/10 13:19 - 28/11/2008 - yorum {1} - yorum yazAşk-ı Memnu Operası
10:51 - 20/11/2008 - yorum {yok} - yorum yaz
|
Ana Sayfa Ankara Mahpusu? Site Haritası Arşiv İlham Avcısı Kategoriler
Son Yazılar - Çikolata: Yükselen Kakao Fiyatları - Altın Fiyatları Uçuyor! - Ankara'da Fotoğraf Kursu - Fenerbahçe Galatasaray Derbisi - PepperMiLL - District 9 - Bolu Mangal Keyfi - Nefes: Vatan Sağolsun - Shaun the Sheep - Kitap Önerisi - TOEFL'a rakip: PTE Academic - Plansız Ankara - Venedik'te Bir Gece - Gizler Çarşısı - Music Challenge - Facebook Oyunu - Çiçek Motifi ve Hayatın Hızı - Devlet-i 'Aliyye - Northern Exposure - Kuzeyde Bir Yer - LÖSEV - Elimi Siz Tutar mısınız? - Google Caffeine |