|
Darren Aronofsky'nin yönettiği The Wrestler (Güreşçi), fragmanını gördüğüm günden beri izlemeyi planladığım bir filmdi. Nihayet, geçen gün !f Festivali'nde izleyebildim...
Yönetmen Darren Aronofsky, çok sayıda filmi olan bir isim değil. Ama portföyünde The Fountain (gerçi ben pek hoşlanmamıştım :), Requiem for a Dream gibi adından söz ettiren filmler var. Aronofsky'nin ismini önümüzdeki sene de duyacağız gibi, çünkü yeniden çekilmekte olan ve 2010'da vizyona girmesi planlanan RoboCop'ın da yönetmeni...
Başrolde ise Mickey Rourke'ü görüyoruz. Eski bir profesyonel boksör olan Mickey Rourke, Hollywood'un asi ve problemli aktör kadrosunu dolduran isimlerden... Boks kariyeri sırasında yaşadığı bir takım sakatlıklar sonucunda yüzünde ciddi problem oluştuğu için çok sayıda estetik ameliyat geçirmiş ve yüzü bugünkü enteresan haline gelmiş. Film kariyerinde 9 1/2 Weeks ve Sin City gibi çok ses getirmiş filmler olan Mickey Rourke, The Wrestler ile kariyerinin parlak anlarından birini daha yaşamaya başladı.
The Wrestler'da Randy 'The Ram' Robinson isimli bir profesyonel güreşçi rolünde izlediğimiz Mickey Rourke, bu rolü ile Oscar'a aday gösterilmiş ve pek çok yorumcu tarafından ödülü alacağına kesin gözüyle bakılıyordu.
Mickey Rourke'un Randy karakteri ile olan benzerlikleri çok yazılıp çizildi. Randy, 1980'lerde şöhreti yakalamış profesyonel bir güreşçi iken aradan 20 yıl geçtikten sonra hayata zorlukla tutunan, yaşamını devam ettirebilmek için hala güreşmeye çalışan bir "kaybeden". Çevresinde hemen hiç kimsesi kalmamış olan Randy'nin kendince dert ortağı olan tek isim ise bir striptiz klübünde dansçı olan ve Marisa Tomei tarafından canlandırılan Cassidy.
Bu arada, Amerikalıların profesyonel güreş dediği hadise aslında bizde daha çok Amerikan Güreşi ismi ile biliniyor. Bir spor olmaktan ziyade bir şov, çünkü sportif hareketlerin drama öğeleriyle bezendiği bir gösteri... "İyi" ve "kötü" karakterlerin tamamen şov amaçlı olarak güreştiği bu gösteriler, özellikle Amerika'da çok yaygın. Popüler olduğu bir diğer ülke ise Japonya, ki Japonlar pek çok açıdan Amerika'n kültürüne öykündüğü için hiç de şaşırtıcı değil bu... Açıkçası, benim sevdiğim ya da izlediğim bir olay değil, ama sevenine bir şey diyemiyorum tabii :-)
Randy'nin sosyal olarak izole olduğu, ekonomik zorluklar yaşadığı ve geçmişin parlak günlerini anarak yaşama tutunduğu bu zor hayat, geçirdiği bir kalp krizi ile daha da zor bir hale gelir. Yaşamını düzeltmek için ciddi anlamda çabalamasına karşın, içinde bulunduğu batakta bunu gerçekleştirmesi gerçekten de zordur...
Randy'i izlerken aklıma yer yer Rocky Balboa geldi. Sylvester Stallone'nun Rocky serisinin son filmi olarak 2006'da izlediğimiz filmde de, spor kariyerini geride bırakmış, aslında iyi huylu bir adam olmasına rağmen yaşadığı hayatın zorlukları yüzünden sosyal hayatında yalnızlaşmış bir adamın hayat hikayesiyle karşı karşıyaydık...
Mickey Rourke, bu rol için biçilmiş kaftan diyebilirim. Gerçek hayatta benzediği bir karakteri oynayarak Oscar alması ne kadar doğru olurdu bilemiyorum; ama sonuçta değerlendirme kriteri bir oyuncunun oynadığı rolün rol olduğunu bize unutturup karakterle bütünleşmesi ise Mickey Rourke Oscar'ı sonuna kadar hak etmiş... Marisa Tomei'yı da abartısız ve samimi oyunculuğuyla beğendiğimi söyleyebilirim.
Sonuç olarak, The Wrestler bence izlenmeyi hak eden bir yapım. Sadece, depresif havası yüzünden canınız sıkkınken izlemeyin yeter :)
Ankara Mahpusu'nun notu: 7/10
08:46 - 28/2/2009 -
Re: The Wrestler
Yorumların için teşekkür ederim... Filmin, kimileriince sevilmemesinde senin dediğin gibi karamsar havası ve kanlı sahneleri etkili olabilir diye düşünüyorum.
Ama yukarıdaki yazıda da belirttiğim gibi, bir insanın düşüşü, düşerken bir şeylere tutunma çabası, ama tüm bu iyi niyetli yaklaşımına karşın düşmekten kurtulamayaşı gibi bir temaya dayanıyor olması filmi benim gözümde iyi bir noktaya taşımıştı. Üstelik, oyunculuk ve kurgu da oldukça güzeldi.
Tabii, sonuç olarak zevkler tartışılmaz :-)
ankaramahpusu - 2009-09-03 16:06:33 - 2009-09-03 16:06:33
The Wrestler
merhaba :)
az önce bu filmle yaptigin yorumu okudum.Acikcasi bnm en basta filmi seyretmemin nedeni Mickey Rourkedu. Bu kadar yakisikli bir adam nasil böyle bir hale geldi hala anlayabilmis degilim. Kesinlikle bu rol tam ona göreydi cünkü konu onun gibi cökmüs bir adamin hikayesiydi ama neden oscar'a aday gösterildigini de tam anlamadm cünkü o kadar etkileyici bir film degil veya senin dedigin gibi belki cok depresif bir hacasi oldugu icin ben öyle hissetm. Beni rahatsiz eden filmin cok fazla rockyye benzemesi, tabi bir iki degisiklik yapilmis haliyle.
Düzenleyen ankaramahpusu gün: 3/9/2009 saat: 16:05
isimsiz - 2009-09-02 22:35:02 - 2009-09-02 22:35:02
|