Ankara Mahpusu

Gizler Çarşısı

Kategori: tiyatro

Gizler Çarşısı
Ankara Devlet Tiyatrosu 1 Ekim itibarıyla perdelerini açınca, ben de her zaman olduğu gibi bizim ekiple beraber cümbür cemaat olarak temsilleri izlemeye başladım.
İzlediğimiz ilk eser ise Turgay Nar'ın Gizler Çarşısı oldu. Ama keşke olmasaydı!

Baştan gözünüzü korkutmak, hevesinizi katletmek istemem. İnanın istemem! Ama öyle kötü bir oyun izledim ki, çektiğim eziyeti sözcüklere dökmek pek zor...

Turgay Nar, pek sıkıcı ve basit bir metin kaleme almış; ya kendisini çok zeki ya da bizleri salak sanıyor olmalı!

Gizler Çarşısı TiyatroOyun, insanların hırslarına yenik düşerek hem dünyayı hem de kendi hayatlarını mahvetmesi düşüncesine dayanıyor.
Konu bu kadar klişeyken, anlatımda bari çarpıcı bir tarz, yeni bir söylem olsa. Ama ner'deee?

Sözüm ona arkaik anlamlar taşıyan sembollerle dolaylı bir eleştirel üslup kullanmaya çalışmış yazar, ama ne yazık ki çalıştığıyla kalmış... Sıkıcılığı kendinden menkul didaktik tümcelerle dolu metne klişe ve sıradan ifadeler acemi boyacı rahatlığıyla gelişigüzel dağıltılmış.

Gizler Çarşısı o denli sıkıcı ki oyun bittiğinde kendimi BBC önünde uyuyakalmış gibi hissettim diyebilirim...

Haydi Turgay Nar oturup yazmış böyle kötü bir oyunu da, 60. yılını kutlayan Devlet Tiyatroları sahnelenmesine nasıl karar vermiş onu anlayamadım!

Oyuncular hiç kusuruma bakmasın, metnin berbatlığından ne oyuncuların performanslarına ne de dekora falan yoğunlaşamadım...

Gizler Çarşısı'na gitmeyin, gitmeyi düşünmeyin bile ve eğer çevrenizden gideceğim diyen olursa gitmemesi için elinizden geleni yapın! O kadar kötü bir oyun!

Oyunun Kimlik Kartı
Sahne: Akün, Ankara
Yazan: Turgay Nar
Yöneten: Laçin Ceylan
Oyuncular: Ali Hakan Beşen, Uğur Çavuşoğlu, Nezih Işıtan, Mehmet Gürkan, Halil Akarsu, Yaprak Onat, Pınar Sesveren, Sanlı Baykent

Ankara Mahpusu
'nun notu: 3/10

07:21 - 8/10/2009 - yorum {7} - yorum yaz


Kırmızı Ev - Müzikli Oyun

Kategori: tiyatro
Kırmızı Ev Müzikli OyunLeyla Çolakoğlu'nun bir projesi olan Kırmızı Ev'i Resim ve Heykel Müzesi'ndeki Operet Sahnesi'nde izledim.

2 perdelik oyun, jazz, pop, opera, sirtaki, flamenko gibi değişik tarzlardaki müzik eserlerinin bir kolajı. Oyun, "Kırmızı Ev" isimli bir caz bar ve sahibesi (Tresor) üzerine kurgulanmış.

Kırmızı Ev'de seslendirilen parçalar değişik duyguları anlatıyor ve her bir parça öncesinde durumu anlatan küçük bir diyalog ya da monolog izliyoruz. Parçalar, ağırlıklı olarak Fransızca, İtalyanca ve İngilizce. Çok kısa bir kaç Türkçe parça da var.

Oyunun metinlerini Eda Alanson kaleme almış. "Kör göze parmak" şeklinde fazlasıyla didaktik ve zorlama metin, temsilin en kötü bileşenlerinden bir tanesi. Son derece özensiz metin, oyunun zayıf kurgusuyla birleşince sonuç gerçekten de çok kötü olmuş.

'Kırmızı Ev' isimli pavyon görünümlü caz kulübü, çingenelerden, mafya babalarına, çapkınlardan, eşcinsellere kadar çok geniş bir yelpazedeki farklı insanların ortak  paydası olarak oyunun odağını oluşturuyor. Hafiften "Moulin Rouge" esintisi altında hayat bulan alabildiğince klişe replikler, insanın tahammül sınırlarını zorlayacak kadar kötü...

Gelelim müzik ve dans kısmına. İyiden başlayayım! :) Bu temsili izlenir kılan en önemli isim Robert rolündeki Murat Karahan. Aşk-ı Memnun operasında Behlül rolünde de izleme fırsatı bulduğum Murat Karahan olmasa, Kırmızı Ev inanın izlenebilir bir temsil olmaktan çıkar. Belki çok abartılı geliyor bu yorumum, ama şayet oyunu izlerseniz Murat'ın Kırmızı Ev'e ne denli renk ve çoşku kattığını rahatlıkla görebilirsiniz. Öncelikle, bir işi iyi ve severek yaptığını bilen insanlardaki parıltıyı, Murat şarkı söylerken gözlerinde görebiliyorsunuz. Ayrıca, insanın kulağında "karamel" tadı bırakan güzel bir sesi var.

Sesi ile dikkat çeken bir diğer isim ise Mirala rolüyle izlediğimiz Arsen Arsoy. Gerçi küçük rolü nedeniyle Arsen'i sahnede pek göremedim; ama kesinlikle çok güçlü bir ses. Keşke oyunda daha iyi yararlanılsaymış bu sesten.

Projenin mimarı Leyla Çolakoğlu, ayrıca Tresor rolüyle sahnede de var. Keşke olmasaymış... Kötü İngilizcesi ile söylediği şarkılar insanda "bir an önce bitse de gitsem" hissi uyandırıyor.  Tresor'un kocası rolünde izlediğimiz Deva Çolakoğlu da oldukça kötü Fransızca aksanı ile  şarkılarda eşini aratmıyor ne yazık ki.

İyi performansları ile dikkatimi çeken diğer isimler arasında Ramona rolü ile Hale Alanson ve kötü sarhoş taklitine rağmen güzel söylediği şarkıları ile Barış Yanç var.

Dansları ile oyunu izlenebilir kılan Nilgün Demireller'i ve Armağan Davran'ı da unutmamak gerekir tabii. Ama Armağan Davran'la ilgili olarak Çalıkuşu'ndaki gözlemim hala devam ediyor. Bir başdansçı bu kadar kilolu ve hantal olmamalı!

Kısacası, Kırmızı Ev, genel olarak oldukça başarısız bir oyun. Ama bu son derece dağınık ve klişe kolaj içerisinde Murat Karahan'dan güzel şarkılar dinlemek için bile gidilebilir!


Ankara Mahpusu'nun notu: 3/10

16:21 - 22/12/2008 - yorum {2} - yorum yaz


Kanlı Nigar - Müzikli Güldürü

Kategori: tiyatro
"Yedi Kocalı Hürmüz"ün de yazarı olan Sadık Şendil tarafından kaleme alınan Kanlı Nigar'ı Ankara İrfan ŞahinbaşKanlı Nigar Sahnesi'nde izledim...

Öncelikli olarak İrfan Şahinbaş Sahnesi'nin bir tiyatro salonunda başka herşeye benzediğini söylemek istiyorum. Her türlü detayı ile tiyatro düşmanı bir mabet diyebilirim. Böyle bir sahneyi açanı, bu şekilde tutanı da tebrik etmek lazım!

Cihanyandı Kanlı Nigar, Türk tiyatrosunun en bilinen ve sevilen oyunlarından bir tanesi. Beyaz  perdeye de uyarlanmış olan Kanlı Nigar, kadın hakları ekseninde kurgulanmış müzikli bir güldürü. Oyunun anlatısı klasik bir İbiş rolü olan Abdi üzerinden gerçekleştiriliyor.

Sadık Şendil'in ölümsüz eseri güncel bir takım espiriler eklenerek seyirciye daha yakın hale getirilmiş. Kimileri iyi olsa da, bu "monte" espirilerin bir kısmı son derece ucuz. Mesela, "Morgage gıcımıza girdi" gibi ucuz sözcük oyunlarına dayanan espiriler ile orijinal metne ayıp edilmiş bence. Metni günümüze taşıyan "köprüler" güzel fikir aslında, ama daha güzel yapılabilirmiş.

Kanlı Nigar'ın izlediğim performansı için iyi bir şey yazmak gerçekten zor. Vasatın üzerine çıkabilen oyunculuk neredeyse yok. Abdi ve Narçın rollerini oynayanlar en başarılı olanları diyebilirim. Performansları ile oyunu izlenebilir kıldılar... Bu arada, oyun öncesinde ya da sonrasında bir program alma şansı sunulmadığı için kim hangi rolü oynadı bunu bile öğrenemedi izleyiciler...

Dans performansı gerçekten kötüydü. Üzgünüm ama dansçılar, estetikten ve uyumdan oldukça uzaktılar. Şarkı performansları ise danstan beterdi diyebilirim. Salonun akustiği çok kötü buna bir şey diyemem. Ama oyuncuların söylediği şarkıları duymak çok güçtü. Sanki fısıldar gibi söylüyorlardı...

Dekor, artık alıştığımız üzere oldukça kötüydü...

Sonuç olarak, kimsenin emeğine saygısızlık yapmak istemem; ama Kanlı Nigar bir "lise" tiyatro grubun "iyi" temsili denilebilecek performansın üzerine kesinlikle çıkamıyor...

Boşa geçirecek zamanınız varsa ve kötü de olsa tiyatro izleyeyim diyorsanız Kanlı Nigar sizleri bekliyor!


Ankara Mahpusu'nun notu: 5/10

12:30 - 13/12/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


Fosforlu Cevriye

Kategori: tiyatro

Suat Derviş'in ünlü romanı Fosforlu Cevriye'nin tiyatro sahnesinde hayat bulduğunu öğrendiğimde heyecanlanmıştım. Bu güzel romanın sahnede nasıl duracağını, nasıl oyunlaştırıldığını merak etmemek elde değildi.

Hatice Saadet Baraner'in (Suat Derviş'in gerçek adı) 1968 tarihinde yayımlanan Fosforlu Cevriye'si yazarın neredeyse kendisinden daha fazla bilinir bir hale geldi. 
 Sanırım Türkiye'de "fosforlu" adını duymayan kimse yoktur... Adına arabesk şarkılar mı yapılmadı, filmler mi... Benim bildiğim kadarıyla sinemade 4 tane Fosforlu Cevriye filmi var. 1959'da Neriman Köksal, 1969'da Türkan Şoray, 1989'da Sevtap Parman ve 2000'de de Yeşim Salkım oynadı Cevriye rolünü bu filmlerde.

Gülriz Suriri tarafından hem oyunlaştırılan hem de yönetilen iki perdelik müzikali Ankara'da Akün Sahnesi'nde izleme fırsatı buldum. Gülriz Hanım'ın bu meşakatli görevlerin üstüne bir de şarkı sözlerinin yazılmasını eklediğini söylemeylim.

Aşk-ı Memnu'daki özensiz dekor ve kostümden sonra Fosforlu'daki altyapı açıkçası daha ilk baştan pozitif bir hava yarattı bende.

Bu pozitif hava, müzikalin başından itibaren kendisini hissettiren "samimiyet"le perçinlendi.

Fakat, bazı noktaları eleştirmeden geçemeyeceğim. Öncelikle, bir "müzikal"e gittiğimi düşünerek kendimi buna hazırlamışken, karşımda biraz müzik katılmış bir tiyato eseri buldum. Şarkıların esere dahil edildiği yerler, süreleri ve izleyici üzerinde bırakılması istenen hisler bence çok dikkatlice kurgulanmamış. Sanki "müzikal" olsun diye rastgele serpiştirilmiş "şarkıcıklardan" ibaret bir tiyatro eseri gibi olmuş. Müzikalden sonra, Gülriz Suriri'nin "Müzikali 1,5 ay içinde şarkı sözleri dahil bitirdim" sözlerini okuyunca üzüldüm. Keşke Suat Derviş'in bu ölümsüz romanını tiyatroya kazandırmak için daha fazla zaman ve emek harcansaymış...

"Fosforlu Cevriye" gibi pek çok sanatçı tarafından yorumlanmış, hemen herkes tarafından bilinen bir şarkı var iken, açıkçası ben müzikal yanı çok daha güçlü bir eser bekliyordum.

Cevriye rolünde izlediğimiz Feray Darıcı, pozitif havası ile rolüne çok şey katmış bence. Sokaklarda yaşadığı sefil hayata rağmen hayata gülerek bakabilen fahişenin pozitif havasını o kadar güzel yansıtmış ki, hem oyunculuğu hem de doğal pozitif havası ile takdiri hak ediyor. Eminim Gülriz Suriri, seçmelerde Feray Darıcı'yı görünce "işte Cevriye!" demiştir. Çünkü Feray Darıcı'dan yayılan elektrik bence tam olarak Cevriye'yi anlatıyor. Fakat, Feray Darıcı'nın dans konusunda biraz kabiliyetsiz olduğunu düşünüyorum. Belki de yeteri kadar çalışmadı dans kısımlarına bilemiyorum. Sesinin tınısını Şebnem Dönmez'e benzettim. Şarkı söylediği bölümler haricinde oldukça güzel kullandı sesini. Ama tıpkı dans gibi şarkı kısımlarında da performansı vasattı. Bir kaç yerde detone olması sanıyorum dikkatsiz seyircilerin bile gözünden kaçmadı.

Bu arada, müzikalde Cevriye'nin aşık olduğu adam rolünde izlediğimiz Uğur Çavuşoğlu'nun müzikal sonrası gittiğimiz yerde bizden önce birasını yudumlarken görünce şaşırmadık değil! Oyun biter bitmez kulisten nasıl olup da hemen çıkıp kendisini oraya attı merak ediyorum...

Son olarak, kalabalık dans sahnelerinde, sahnenin küçüklüğünden de olsa gerek, kareografi iyi bir izlenim bırakmadı ben de. Böyle anlarda oyuncuların sahne paylaşımı gelişigüzel bir hava veriyor sanki.

Unutmadan, son eleştiri seyircilere! :- )  Şarkılar boyunca alkışla oyuna tempo tutan seyirciler vardı ne yazık ki... Kimse coşkusunu gizlesin demiyorum, ama yanı başınızda durmaksızın alkışla tempo tutulursa müzikali nasıl dinleyeceğiz? Oyunculara nasıl yoğunlaşacağız?? Ankara seyiricisinin bir kısmı sanıyorum "sabah şekerleri" izleye izleye dejenere olmuş...

Genel olarak, Gülriz Suriri iyi bir iş çıkarmış. Tabii insan "Fosforlu Cevriye" ve "Gülriz Suriri" gibi iki büyük ismi yanyana okuyunca çok daha başarılı bir performans beklemiyor değil... Yine de, bazı olumsuzluklara karşın, Fosforlu Cevriye görülmesi gereken bir tiyatro eseri, pardon müzikal...


Ankara Mahpusu'nun notu: 8/10

11:29 - 20/11/2008 - yorum {4} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa

Ana Sayfa
Ankara Mahpusu?
Site Haritası
Arşiv

İlham Avcısı
Kategoriler

Son Yazılar
- Çikolata: Yükselen Kakao Fiyatları
- Altın Fiyatları Uçuyor!
- Ankara'da Fotoğraf Kursu
- Fenerbahçe Galatasaray Derbisi
- PepperMiLL
- District 9
- Bolu Mangal Keyfi
- Nefes: Vatan Sağolsun
- Shaun the Sheep
- Kitap Önerisi
- TOEFL'a rakip: PTE Academic
- Plansız Ankara
- Venedik'te Bir Gece
- Gizler Çarşısı
- Music Challenge - Facebook Oyunu
- Çiçek Motifi ve Hayatın Hızı
- Devlet-i 'Aliyye
- Northern Exposure - Kuzeyde Bir Yer
- LÖSEV - Elimi Siz Tutar mısınız?
- Google Caffeine