Ankara Mahpusu

Çikolata: Yükselen Kakao Fiyatları

Kategori: yemek - i_ecek

Çikolata sever misiniz? Ben çooooooooook severim! :-)

 

Bitter, sade, fındıklı, antep fıstıklı... Aklınıza hangi türü gelirse yedim, yiyorum ve yerim! Kısacası, beyaz çikolata hariç, çikolata dünyasına ait ne varsa tüketmeye canı gönülden hazırım.

 

Ama son günlerde çikolata konusunda pek keyifsizim. İçimdeki dehşet cengiz çikolata yemeğe isteğine karşın güzel çikolata bulmakta zorlanıyorum.

 

mutluluğa giden en kısa yol çikolata! :-)Eskiden bayılarak yediğim çikolatalar bile artık beni mutlu etmiyor. Bırakın mutlu etmeyi çikolata alasım bile gelmiyor içimden artık...

 

Biraz araştırdım ve kakao fiyatlarının son dönemlerde çılgın şekilde arttığın öğrendim. International Cocoa Organization'ın yayımladığı istatistiklere göre uluslararası piyasada kakaonun ton fiyatı bir önceki yıla göre %33, 2007'ye göre %43 ve sıkı durun 2006'ya göre %55 artmış durumda.


Kakao fiyatlarındaki bu artışa rağmen çikolata fiyatlarında ciddi bir artış olmadığına göre, çikolata üreticileri kaliteden ödün vermeye başlamış olabilir... Bence, anlı ve de şanlı şirketler bile bu yolu seçiyor artık. Mesela yılların çikolatacısı Nestle'nin çikolatalarının tadı bile bence artık eskisi gibi değil...

 

Nestle'yle ilgili bir diğer ilginç noktada sanırım şu, Türkiye'deki üretim kaliteleri ile yurtdışındaki farklı. Dışarıda aldığım Nestle'lerin tadığı ile Türkiye'den aldıklarımın tadı -aynı marka ürünlerde bile- aynı değil...

 

En üzüldüğüm şey ise hastası olduğum Nestle Damak'ın bile o eski lezzetinden uzaklaşmış olması! :-(

22:24 - 23/11/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


PepperMiLL

Kategori: yemek - i_ecek

PepperMiLL, Ankara tabanlı bir restorant zinciri. Emek, Cepa ve Çayyolu'nda olmak üzere 3 tane şubeleri var.

Emek'tekinde bir kaç kez ve bir kez de Çayyolu'ndaki olmak üzere çeşitli kereler yemek yedim burada. Açıkçası, çok memnum kalmamıştım. Restorantların dizaynı biraz "kokoş" gelmiş ve yemek-fiyat dengesi açısından pek memnun kalmamıştım. Üstelik, kullanılan malzemeler -özellikle etler- pek güzel değildi açıkçası...
Pek de iyi olmayan bu izlenimlerime karşın geçen günlerde bir arkadaşımla kahvaltı için Emek'teki PepperMiLL'e gittik ve iki kişilik kahvaltı tabağı sipariş ettik.

Standart bir Türk usulü kahvaltı tabağı geldi... Ne eksik, ne fazla. Sadece yumurta yoktu. Onu da ekstra bir omlet sipariş ederek hallettik. Gelenler arasında özellikle güzel diye vurgulayacağım bir şey yoktu açıkçası. Kavrulmuş cevizler hariç! Bunlar gerçekten de oldukça lezzetliydi.

İlgilenenler için son bir not olarak, kahvaltı menüsü pazarları saat 09:00 ile 14:00 arasında; pazar dışındaki günlerde ise  09:00 ile 12:00 arasında sunuluyormuş.

Pek bir değişiklik ya da ekstra lezzet sunmamakla beraber standart bir servis ile normal bir kahvaltı yapmak istiyoranız PepperMiLL'i düşünebilirsiniz. Ama, bana kalırsa tıpkı yemeklerde yaşadığım gibi kahvaltı açısından da fiyat-kalite olarak şiddetle önerilecek bir yer değil...

Emek PepperMiLL
4. Cad No: 159 Emek / ANKARA
0 312 222 9 933

Çayyolu PepperMiLL
Tansaş Plaza No:179 Çayyolu / ANKARA
0 312 241 7 373

Ankara Mahpusu
'nun notu: 5/10

20:09 - 24/10/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Bolu Mangal Keyfi

Kategori: yemek - i_ecek
köfteEğer her çocuk köfte-makarna ikilisini sever tezi doğruysa, sanırım dev bir çocuğum!

Ankara'daki tüm köftecileri tavaf etmek gibi bir huyum olduğu için arkadaşlarımdan sıkça duymaya başladığım Bolu Mangal Keyfi'ne gitmemek gibi bir durum söz konusu dahi olamazdı!

Aslında, taş yerinde ağırdır sözüne çok inandığımdan olsa gerek bir yerin adını başka bir yerde kullanarak iş yapan açıkgözlerden pek hoşlanmam. Ankara'da "Taksim" diye ıslak hamburgerci, "Tokyo" diye sushici ya da ne bileyim "Bodrum" adını kullanarak lokmacı açmak bana mantıklı gelmiyor. Tamam, müşteri korelasyon kuracak ama ucuz duruyor işte...

Bolu Mangal KeyfiNeyse, uzun sözün kısası, eğer arkadaşlarımdan buraya git diye bir tavsiye gelmeseydi sırf adından dolayı es geçerdim sanırım.

Bolu Mangal Keyfi, adı üzerinde mangal ağırlıklı menüsü olan bir restorant. Sade bir dekor eşliğinde köfte, biftek başta olmak üzere mangal yemekleri sunuyorlar.

Köftesi ne çok iyi ne de kötü. Güzel bir orta ayar tutturmuşlar. Et kalitesi o fiyata oldukça güzel. Sadece, bazı günlerde biraz yağlı gelebiliyor köfte.

Çalışanlar güler yüzlü. Ancak, özellikle öğle ve akşam yemeği saatlerinde çok kalabalık olduğunda çalışanların çıldırmak üzere oldukları her halinde belli. Üstelik, ustalarıyla da konuştum anormal mesai saatleriyle çalışmaya mecbur bırakılıyorlarmış. Eğer işletmecileri uzun soluklu bir başarı yakalamak istiyorlarsa çalışanların aşırı yorulmamasına özen göstermeleri lazım. Yoksa bu yorgunluk mutlaka müşteriye hem de olumsuz olarak yansır.

Unutmadan, Bolu Mangal Keyfi oldukça ucuz! Fiyat-kalite olarak kıyaslarsanız gerçekten de çok iyi bir alternatif.

Ceyhun Atif Kansu Caddesi
No: 72 Balgat, Ankara
312 - 287 6 622 - 285 2 277

Ankara Mahpusu'nun notu: 6/10

22:26 - 21/10/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Şeker Bayramı ve Likör

Kategori: yemek - i_ecek
Şeker Bayramı ve Likör
Bir başka Şeker Bayramı...
Ve uzun bir ayrılık sonrasında nihayet bayramda ailemle birlikteyim.

"Eski bayramlar başkaydı" diyecek kadar yaşlandım mı bilemiyorum; ama "bayram sıcaklığının" kola reklamlarının tekeline girmesinin üzerinden uzun süre geçtiğine eminim.

Eski bayramlar şöyleydi böyleydi yazıları kervanına katılmaya niyetim yok aslında.
Ama... :-)

Likörlerden bahsetmeden edemeyeceğim!
Eskiden özellikle bayramlarda likör eşliğinde kahve ikram etmek alışkanlığı vardı, bilmem hatırlıyor musunuz?

Şimdilerde bakıyorum da, bırakın bayramları normalde bile insanlar pek likör içmiyor.
Mey'in Hare Likörü'nü piyasaya sürmesi, likör tüketimini bir parça canlandırmış olsa da likörün eski altın günleri artık geride kaldı galiba. Bu arada, Hare hiç fena bir likör değil, tavsiye ederim.

Bugün Milliyet Pazar ekinde Mehmet Yalçın likörler hakkında güzel bir yazı yazmış. 1980'lere kadar her zaman her meyveyi yeme şansı olmadığı için istenilen meyve tadını sunan likörlerin haliyle çok gözde olduğundan bahsedilmiş yazıda. Bir de, yapay aromaların gelişmesi ile likörlerin bir ölümcül darbe daha aldığından da bahsediyor Yalçın, ki çok haklı.

Ama, her ne olursa olsun, kendi adıma likör içmeyi -özellikle de kahvenin yanında- hala seviyorum...

Bu arada, ilk defa evde kendim likör yaptım, ayıptır söylemesi! :-)
Üstelik, hiç de fena olmadı tadı.
İlk kez dün akşam içtik arkadaşlarla...
Buraya, yapılışı hakkında bir şeyler yazmayı düşünüyorum aslında...

Herkese iyi bayramlar!
Bayramlaşın, mutlu olun, mutlu edin...

15:52 - 20/9/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Baklavacı Hacıbaba - Karaköy Güllüoğlu

Kategori: yemek - i_ecek
Baklava! Benim için akan suları durduran, nefsimin kontrolüne son veren büyülü bir sözcük...  Tamam, tatlıların hemen hepsini çok severim. Ama baklavanın gönlümdeki tahtı bambaşkadır.

Baklava, kat kat yufkalar arasında kaybolan ceviz, fıstık ya da fındıkla oluşan bir büyü benim için. Kökeni tam olarak bilinmeyen bu tatlıyı Orta Doğu, Balkanlar, İran ve Orta Asya'da sahiplenmeyen yok. Çünkü bu coğrafyalardaki mutfak kültürlerinin hemen hepsinde baklavanın önemli bir yeri var. Ama kesin olan bir şey var, bu da sözcük olarak "baklava" İngilizce'ye ve diğer pek çok dile Türkçe'den geçmiş. Ayrıca, baklavanın Orta Asya Türk kültüründen çıktığına ve Osmanlı mutfağında bugünkü haline kavuştuğuna dair inanışlar oldukça yaygın...

Osmanlı'da baklava devlet törelerine girecek kadar önemli bir tatlı idi. 17. yüzyılın sonlarında veya 18. yüzyılın başlarında ortaya çıkmış olan baklava alayı geleneği, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına dek sürmüştür.

baklavaKökeni, gelişimi hakkındaki bir takım soru işaretlerini bir yana bıraklım ve günümüzdeki baklavaya geri dönelim. Baklava, Türkiye'deki her pastanede, pek çok restorantta mutlaka bulunabilecek bir tatlı olsa da, her baklava tabii ki iyi olmuyor. Yufkaların hazırlanmasında kullanılan unun ve tereyağının kalitesi, baklavaların pişirilmesi, şerbetin kıvamı, kullanılan fıstığın, cevizin kalitesi, ustanın mahareti gibi pek çok faktör baklavanın kalitesini belirliyor. Sizi bilmem de benim için bir baklavaya çatalını batırdığınızda çıkan hışırtı, kalitesi hakkında çok büyük ipuçları verir.

Peki baklavayı nereden yemeli? Herkesin tercihi farklıdır tabii ki, fakat benim bu konuda çok beğendiğim iki marka var. Ankara'daki Baklavacı Hacıbaba ile İstanbul'daki Karaköy Güllüoğlu. Her ikisi de baklava konusunda tam anlamıyla uzmanlaşmış, harika tatlılar yapan baklavacılar.

Her ne kadar Karaköy Güllüoğlu tüm Türkiye çapında nam salmış olsa da daha çok Ankaralılar'ın bildiği Hacıbaba da Güllüoğlu'ndan geri kalmıyor...

Gerçi, değinmeden geçemeyeceğim, geçenlerde Hacıbaba'da yediğim baklava gerçekten de kötüydü. Hatta bir an şaşırdım bu nasıl Hacıbaba baklavası olabilir diye. Anladığım kadarıyla kullanılan malzemenin kalitesi kesinlikle düşürülmüş. Umarım, ekonomik kriz falan bahanesiyle sürekli hale getirilmiş bir uygulama değil de bir sefere mahsus bir kalite sapmasıdır bu.

Bu arada, Güllüoğlu ailesine ait pek çok Güllüoğlu baklavacı dükkanı olsa da kalitesiyle öne çıkan tek yer Karaköy'deki Güllüoğlu.


Baklavacı Hacıbaba
Konya Yolu No:74 Balgat Ankara
 312 284 0 606

Karaköy Güllüoğlu
Katlı Otopark Altı, Karaköy İstanbul
212 293 0 910


Ankara Mahpusu'nun notu: 8/10

09:20 - 11/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Hüsrev Lokantası

Kategori: yemek - i_ecek

Kurufasulye söz konusu olduğunda akla ilk gelen yerlerden biri hiç kuşkusuz ki Hüsrev Lokantası'dır. Rize'nin Çayeli'nde faaliyete başlayan Hüsrev, Ankara'ya açtığı şubesinden sonra Türkiye genelinde kurufasulyesi ile iyice meşhur oldu. Nihayetinde, İstanbul'da da bir şubesi açıldı...

Hüsrev KurufasulyeHüsrev'in kurufasulyesi İspir'in Hortik Köyü'nden geliyor. İspit'in meşhur şeker fasulyesi zaten fasulyesi ile ünlü diğer restorantların da vazgeçilmez tercihi. Dolgun ve yoğun tadı ile oldukça güzel bir fasulye türü...

Hüsrev'in özel sosu ile tatlandırdığı fasulyesinin bir diğer özelliği ise gazının alınmış olması :) Şaka yapmıyorum, gerçekten de gaz yapmıyor Hüsrev'in fasulyesi. Hatta, lokantanın sahiplerinden fasulyelerin gazı alınırken gaz alarmının çaldığını duymuştum, kendisinin yalancısıyım :)  Bir şehir efsanesi, Hüsrev'in sırlarından birinin fasulyenin su yerine süt ile ıslatıldığı yönünde...

Hürev'deki kurufasulye gerçekten de kuru! Öyle suyuna ekmek banarak fasulye yemeyi sevenlerdenseniz az sulu Hüsrev usulü kurufasulye sizin için iyi bir tercih olmayacaktır. İçinde bolca yağ da olduğundan, eğer hafif yemekleri seviyorsanız kuyruk yağının bol miktarda olduğu bu fasulye muhtemelen size ağır gelebilir. Aslında, ben de çok ağır yemekleri seven biri değilim. Fakat, arada sırada mideyi şaşırtmak fena olmuyor :)

Hüsrev'de fasulyenize turşu ve bol tereyağlı pilav eşlilk ediyor. Pirinç Terme'den, tereyağ ise Vakfıkebir'den geliyor. Dana etinden hazırlanan köfteler de fena değil...

Hüsrev'e uzun süredir gitmemiştim. Açık konuşmak gerekirse, eskisi gibi keyif alamadım fasulyesinden. Bir kere, sanki porsiyon küçülmüş gibi geldi... Zaten Hüsrev'de porsiyonlar pek ahım şahım değildir; ama biraz daha azaltmışlar gibi. Üstelik, fasulyenin yağı da daha ağır geldi. Belki, bu seferlik ustanın eli fazla kaçmıştır, bilemiyorum.

Sonuç olarak, Hüsrev kalburüstü bir kurufasulye yeme fırsatı sunuyor. Ancak Ankara Mahpusu'nun klasik cimriliği içinde değerlendirecek olursam, bence fiyat-kalite açısından bir parça pahalı.

Hüsrev Çayeli
Çıkışı Hopa İstikameti Karayolu Üzeri Çayeli Rize
0464 532 8 188

Hüsrev Ankara

Osmanlı Caddesi No:27/A  Balgat Ankara
0312 284 7 373

Hüsrev İstanbul
Dedeman İş Merkezi Yıldız Posta Caddesi  No:48/1 Esentepe İstanbul
0212 347 4 210


Ankara Mahpusu
'nun notu: 7/10

17:29 - 15/2/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Topaz Restorant

Kategori: yemek - i_ecek
Gümüşsuyu'nun Taksim'e yakın kısmında yer alan Topaz, Akdeniz ve Osmanlı mutfaklarından örnekler sunan bir restorant.

Topaz hakkında söylenmesi gereken ilk detay kesinlikle manzarası. Gümüşsuyu'ndan Boğaz'a uzanan manzara gerçekten de çok güzel. İnsanın iştahını dengeleyen harika bir katalizör. Hele ki benim gibi bir bozkır kentinde büyümüş ama içindeki çocuk kıpır kıpır kalmış biri için Boğaz'ın kaprisli dalgalarına bakarak heyecanlanmamak elde değil...

Topaz RestorantTopaz'da Osmanlı mutfağından örnekler olduğu kadar Akdeniz yemekleri de olsa, her yemektye aslında bir parça "Osmanlı" tadı saklı gibi geldi bana.

Gerçi, ağırlıklı olarak sadece deniz ürünleri tattım Topaz'da; bu yüzden menünün geneli hakkında yorum yapmam zor. Ancak, bence fiyat-kalite açısından denge tutturulamamış. Eğer içki içmeyi planlıyorsanız 2 kişilik bir akşam yemeği için 300 TL civarında bir para harcamayı göz almalısınız... Özenli bir servis, harika bir manzar ve fena olmayan yemekler olsa da bence istenilen fiyat fazla.

2007 yılında açılan Topaz'ın Koray Özgen tarafından yapılmış ve  70'leri anımsatan sade bir tasarımı var.

Taksim'e yakın olmasından olsa gerek, Topaz'da öğle yemeği de yenilebiliyor. Bu arada, Topaz, bar ve lounge olarak da hizmet veriyor...

Topaz Restorant - Bar - Lounge
İnönü Cad. Ömer Avni Mah. No. 50
Gümüşsuyu İstanbul

212 249 1 001


Ankara Mahpusu'nun notu: 7/10

21:57 - 9/2/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


Quick China Bilkent

Kategori: yemek - i_ecek

Quick ChinaÇin, Japon ve Tay mutfaklarından örnekler sunan bir restorant zinciri Quick China. İlk şubesini yanılmıyorsam 1996'da açmışlardı. Bir ara Arjantin'de ve Ankuva'da şubeleri vardı, onlar kapatılmış. Şu an üç yerde hizmet veriyor Quick China: GOP, Park Caddesi (Çayyolu) ve Bilkent.

GOP'da Uğur Mumcu Sokağı'ndaki yerlerine uzun süredir gitmedim; sıklıkla Bilkent şubelerine gidiyorum. Çayyolu'ndaki Quick China'ı ise sadece dışarıdan gördüm.

Dekorasyonu oldukça sevimli bir restorant Quick China. İnsanı yormayan, sade ve güzel bir çizgi yakalamışlar. Menüye gelince. Açıkçası, bana göre biraz fazla geniş bir menü oluşturmuşlar. Böylesine geniş bir menü için malzeme/stok yönetimi başlı başına bir dert olsa gerek. Kaldı ki, Quick China'ya ilişkin en önemli olumsuzluk, bazı zamanlar pek taze olmayan malzemelerden yapılmış yemeklerin önünüze gelebilmesi. Mesela bugün yediğim karidesli noodle'daki karidesler çoktan menopoza girmiş bence... Üstelik garsonu durumdan haberdar ettirmemizin de hiç bir sonucu olmadı. Zaten, Quick China'ya giderken Uzak Doğu mutfağının çok lezzetli örneklerini yiyeceğinizi hayal ederseniz düş kırıklığı kaçınılmaz olur. Ama sonuçta yemekler kesinlikle kötü değil. Hele Ankara'da Uzak Doğu mutfağı olarak dikkat çeken bir diğer alternatif olan Fan Fang'e kıyasla oldukça iyi.

Fiyat olarak değerlendirmek gerekirse açıkçası bana fiyat/perfomans olarak biraz pahalı gibi geliyordu. Sonuçta, tamam Uzakdoğu mutfağından örnekler sunan güzel bir mekan; ama yemek kalitesi süper değil kesinlikle. Ama, İstanbul'da wagamama'da yediğim yemek sonrasında ödediğim hesaptan bu yana Qucik China'ın gözümdeki fiyat/performans oranı daha makul bir yere geldi :)

Üner Grup, Ankaralılar için güzel mekanlar sunmaya umarım ki devam eder...

Quick China GOP (312 437 0 33), Çayyolu (312 242 2 515) ve Bilkent (312 266 3 000)


Ankara Mahpusu'nun notu: 7/10

16:55 - 11/12/2008 - yorum {2} - yorum yaz


Türk kahvesi nasıl yapılır?

Kategori: yemek - i_ecek
Arçelik Türk kahvesi makinası (Telve) yazımda da anlatmıştım, Türk kahvesi yapmayı bilmiyorum. Telve imdadıma yetişti de kendi başıma kahve yapıp içer hale geldim...

İşte tam Telve hakkındaki görüşlerimi yazdığım günlerde, uzaklardaki bir arkadaşımdan bir mail aldım. Türk kahvesini ve kültürünü tanıtmak üzere bir blog yazmaya başladığından bahsediyordu. Blog'un adı "Mahir's Turkish Coffeehouse". Türk kahvesi yapımı, yapımı için gerekenler, tarihçesi ve hattı kahve falı dahil Türk kahvesine ilişkin pek çok bilgiyi bir araya getiren bir site olmuş... Kısaca bir göz atmakla bile Türk kahvesi hakkında oldukça yararlı ve bugüne dek duymadığım bilgiler öğrendim.

Özetle, Türk kahvesine çok meraklı olmasanız da şöyle bir gezmekte fayda olacak bir site. Siteyi ziyaret etmek için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz:

Hot to Make Turkish Coffee


Ankara Mahpusu'nun notu: 8/10

23:50 - 7/12/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


Arçelik Türk kahvesi makinesi: Telve

Kategori: yemek - i_ecek

İtiraf etmeliyim ki, Türk kahvesinin lezzeti ile oldukça geç tanışmış biriyim. Hayır, zaten normalde de çok fazla çay ve kahve tüketen biri değilim. Ama Türk kahvesini hemen hemen hiç tüketmezdim eskiden...

Nasıl ve ne zaman oldu bilmiyorum; ama on, on beş günde bir de olsa Türk kahvesi içmeye başladım bir kaç yıl önce... Sonra, günlerden bir gün Arçelik'in bir Türk kahvesi makinesi (namı diğer Telve) ürettiğini öğrenince hem şaşırdım, hem de sevindim.

Şaşırdım, çünkü bu tür bir makinenin çok daha önce geliştirileceğini düşünmüşümdür hep. 1933 yılında Ernest Illy tarafından geliştirilen otomatik espresso makinesinden sonra espresso kültürü bütün dünyaya yayılmıştı ve bu da benzer bir kahve olan Türk kahvesinin popüleritesini ciddi ölçüde zedelemiş idi. Sonuçta, Türk kahvesinin de yaygınlaşabilmesi için bu tür bir otomatik pişiricinin işe yarayacağını düşünmüşümdür hep. Nihayet, Arçelik bu alana el atmış Telve ile.

Sevindim, çünkü benim gibi Türk kahvesi pişirmeye üşenen birisi için bu makine harika bir çözüm olabilir...

Peki ben ne yaptım? Bir kaç yıl boyunca direndim bu makineyi almamak için! Sebep mi? Bilmiyorum, ama sanırım popülerliğe teslim olmama inadı :-)

Sonunda, Telve hediye olarak geldi ve mutfağımda baş köşeye oturuverdi. Gerçekten de tek tuşla çalışan, son derece pratik ve az yer kapalayan bir alet. Bendeki 3 finacana kadar kahve pişirebilen tek cezveli modeli (K-3200). Telve maşallah pek hamarat. Bir çırpıda hazırlayıveriyor canım kahvenizi! Yapmanız gereken tek şey su, kahve ve eğer istiyorsanız şekeri özel cezvesine koyup makinedeki bölmesine yerleştirmek ve düğmeye basıvermek! Köpük ayarı oldukça güzel. Bir kahve gurmesi değilim; ama ben Telve'nin yaptığı kahveyi oldukça başarılı buluyorum.

Telvenin tasarımı biraz fazla sert hatlara sahip olmakla beraber güzel. Telveyle ilgili önemli tek eleştirim cezvesi için. Cezvenin içi de dışıda pek kaliteli bir malzemeden yapılmış gibi durmuyor. Üretim maliyetini ne kadar artırır ya da zorlaştırırdı bilemiyorum ama mesela metal bir cezve çok daha güzel dururdu. Kahve makinelerinde metal aksam her zaman daha güzel duruyor bence... Bir de, kahvenin piştiğini belirten melodi pek bir kazma olmuş :-)

Ha'di bana hediye geldi problem değil; ama bana fiyatı biraz fazla geldi. Sanki birazcık daha makul bir fiyat daha uygun olurmuş... Tek cezvelisi 160, çiftlisi 390 YTL. Bir de enteresan bir fiyatlama stratejisi olmuş, ölçek ekonomisi yapıp çiftlisine 300 gibi bir fiyat vermeleri gerekmez mi??

Telve'nin yarattığı en büyük problem, tüketim! :-) Telve eve girdi gireli kahve tüketimi çılgın boyutlara ulaştı, dikkat!!!


Ankara Mahpusu
'nun notu: 7/10

23:45 - 28/11/2008 - yorum {2} - yorum yaz


Sonraki Sayfa

Ana Sayfa
Ankara Mahpusu?
Site Haritası
Arşiv

İlham Avcısı
Kategoriler

Son Yazılar
- Çikolata: Yükselen Kakao Fiyatları
- Altın Fiyatları Uçuyor!
- Ankara'da Fotoğraf Kursu
- Fenerbahçe Galatasaray Derbisi
- PepperMiLL
- District 9
- Bolu Mangal Keyfi
- Nefes: Vatan Sağolsun
- Shaun the Sheep
- Kitap Önerisi
- TOEFL'a rakip: PTE Academic
- Plansız Ankara
- Venedik'te Bir Gece
- Gizler Çarşısı
- Music Challenge - Facebook Oyunu
- Çiçek Motifi ve Hayatın Hızı
- Devlet-i 'Aliyye
- Northern Exposure - Kuzeyde Bir Yer
- LÖSEV - Elimi Siz Tutar mısınız?
- Google Caffeine